 |
Mutlu Olmak mı İstiyorsun?
Çeviren:
Ferihan Hasan
Panayır
Mutlu olmak mı istiyorsun dostum,
O halde, tadını çıkar gençlik günlerinin;
Öyle bir rüzgar ki gençlik,
Hiçbir zaman ikinci kez esmiyor.
Sanki Tanrı, perilerin külünü,
Denize saçıyor ve küller yine doluyor kavanoza;
Sanki, bunu hiç beklemiyorlarmışçasına.
Nasıl Oldu?
Öfkenin oğlu olan acı,
Haince indi,
Bütün kalplere;
Tohumlarını bıraktı.
Yakınma ve tohumlar,
Yeryüzünün oğullarından,
Yeryüzünün Tanrı’sına
Kadar yükseldi.
Yaratıcı,
Yaratılmanın çığlıklarını duydu;
Duyumsadığı şeyler,
Boşalan gözyaşlarıydı.
Sevgi ve mutluluk,
Dünyaya verdiği şeylerdi;
Ağlayanlara da,
Üzüm verdi.
Üzümle yeşeren umut,
Git gide yeşerdi;
Bir sevgili gibi oldu,
Bir alev gibi yandı.
İşte, böyle oldu;
Yaşam ve insan,
Sevgi ve mutluluk,
Bana göre!
Tanrı Evan’ın Terbiye Etme Yolları
Tanrı Evan’ın terbiye etme yolları,
Aynı, bir tapınağın gizli yolları gibi.
Şarabın Tanrı’sından yardım umarcasına,
Boşaltıyor bardağını bir bağırışla.
Böyle insanları,
Sevmeyiz biz;
Herkes görsün, biz nasıl içeriz.
Bir birahanenin gürültüsü içinde,
Evan suçlanıyor; yazıktır, günahtır.
Mutluluk ve başarı
Dileklerim, onadır.
Böyle insanları,
Sevmeyiz biz;
Huzur içinde içmek isteriz.
Ne zaman, birileri onu boğmak ister,
Canla başla çalışır bir vatansever,
Ülke, tehlike altındaymış gibi;
Sanki, herkesten bir şey bekler.
Böyle insanları,
Sevmeyiz biz;
İyi geceler yurdum, şimdi içmek isteriz.
Şarap baharatlı gibi, ama mutluluk son noktasında;
Masum kişi, gel yanımıza!
Kardeşler! Biz mutluluğu arıyoruz gerçekten,
Jocus ve Evan da buyursun masamıza.
Yabancı insanları sevmeyiz biz,
Ancak, içersek mutluluk duyarız.
Tanrıların Mutluluğu
Bak, Tanrıların mutluluğu, yeryüzüne nasıl da yansıyor;
Yabancı ellerde, şarap nasıl köpürüyor.
Haydi, gelsin içki ve mezeler, acılar ölüp gitsin!
Sağlıklı kumralları, cilveli sarışınları gör;
Belleklerde bir anın kalsın.
Ey sevgililer, ölmesine izin vermeyin dünyanın!
Güzellik nedir, güzel olmak ya da çekicilik?
Atalarının günahlarının etkisini duyumsamamak mı?
Hiç solmayan çiçekler gibi,
Aşka içini çeken her genç kız gibi;
Aşıkların gizli iç çekişleri,
Bir gelin yatağı kadar kutsaldır.
Nuh’un anısına boşaltıyoruz bardakları,
Ağzına kadar dolu kocaman kupaları.
Anısı yaşayacak, çünkü onurlu biriydi;
Günah nehirlerinin olduğu günlerde, gökyüzünün armağanıydı.
Üzümlerin gücünün, o da farkına vardı;
Yetiştirdi, ezdi ve topraktan suyunu çıkardı.
Sevgili Norveç’imiz, tek dileğimiz:
Keşke Ceres, vadilerini soyuyla süsleyebilse,
Keşke toprak, sahibinin terini tükürmese,
Keşke orman, yine aşıkların yeri olsa,
Keşke balıklar, balıkçıların ağına kapılsa;
Ticaret özgür olup, huzur çiçekleri açsa.
Üzüm Dünyanın Mutluluğundan Doğdu
Üzüm, dünyanın mutluluğundan doğdu;
Şerefe!
Yetiştirilir, sıkılır ve zevk alınır ondan;
Şerefe!
Tanrı Evan’ın taşıdığı bardak,
Dünyevi hediyelerle dolu bir Tanrı gibidir.
İç! Yine şerefe!
Boşalt bardağını! Yine şerefe!
İç, sonuna kadar!
İncelikle çıkıyor ortaya ve acılar ölüyor;
Şerefe!
Yaşamın dikenleri arasında, gülleri okşuyor;
Şerefe!
Sarartan rüzgar, ona yumuşakça dokunurken,
Aslanları ve gururlu kızları terbiye ediyor.
İç! Yine şerefe!
Boşalt bardağını! Yine şerefe!
İç, sonuna kadar!
Bilincin uyuklamaya başladığında, bardağını önüne koy;
Şerefe!
Dünyanın sana uymadığını düşünüyorsan;
Şerefe!
Bilincin uyanıp, ruhun yükselince
Ve sen dünyayla barışmak istersen,
İç! Yine şerefe!
Boşalt bardağını! Yine şerefe!
İç, sonuna kadar!
Seni, Doris diye biri etkilerse;
Şerefe!
Küçük bir sarhoşluk, seni çekici mi kılıyor?
Şerefe!
Büyük bir güçle ateşini anlatmalısın,
Bırak, kızın kalbi tehlikede kalsın.
İç! Yine şerefe!
Boşalt bardağını! Yine Şerefe!
İç, sonuna kadar!
E-MAİL
asmakat2002@yahoo.com
|