Davet
      
Çeviren: Özlem Yaşayanlar

Damon: Haydi Sylvia, acele et sevgilim!
             Bırak bu süslü oyuncakları,
             Sığınacak bir gölge bulalım
             Ve bitmeyen eğlencelerle coşalım!
             Bak, kışın soğuk rüzgarları uçup gitmiş
             Ve bahar hoş giysilerine bürünmüş;
             Her daldan yapraklar sürüyor
             Ve yeşilliği, sevgiyle tazeleniyor.
 
Sylvia:   Evet Damon, öyle mutluyum ki şehirden ayrıldığımıza;
             Güzellikleri, solgun görünüyor artık.
             Oysa, tadacağımız bilinmeyen zevkler ve
             Yavaşca içeceğimiz, vahşi nehirler bekliyor bizi.
             Yazın, boğucu öğle sıcağında,
             Gölgelik bir yere götüreceğim seni;
             Orada susacak bütün üzüntüler.
             Hoşnutlukla yinelerim aşk için,
             Ruhumuzu saran yeminleri.
 
Damon: Dağın üzerinden şafak sökerken
             Ve etrafında capcanlı oyunlar oynanırken,
             Uyandıracağım sevgilimi;çimenlerin güzelliğini ve
             Bülbüllerin, günü selamlayışını görsün diye.
             Yükselen bir yakarış duyumsarsın;
             Eğer, yoksunsan serin rüzgarın uyanışından.
             Boşunadır bezenişi doğanın,
             Sylvia olmadan.
 
Sylvia:   Gece olduğunda, saklar hüzün bizden ışığı;
             Koşarak çevirir etrafımı düşler.
             Ağaçlar, tüm güzelliğiyle çiçeğe durduğunda
             Ve yeşil çayırların rengi ortaya çıkınca;
             Beni saran kollarında,
             Korkularımı sevgiyle susturup,
             Göğsüne gömülüp uyuyacağım.
 
Damon: Yeni açmış gül yaprakları üstündeki,
             Güzel kokulu çiğ damlaları,
             Düşerken, içini doldurur mutlulukla;
             İlahi kokusunu yayar etrafa.
             O ne hoşluktur, gözlerimizi okşayan;
             Yükselen duygularla harmanlayarak,
             Sevinçten çıldırmış güzelliklere uzanmak.
 
Sylvia:   Sözlerin ne güzel! Ama Damon, buraya iyice alışmadan
             Ya da tüm bunlar yok olmadan;
             Kaynağını bu güzelliklerden alan
             Ve kulağımı tutkun eden sözlerle,
             Dinginleştiren bir şarkı gibi,
             Çağır, o bildik sesinle!
             Haydi, götür artık beni! Dilinden hiç düşmeyen,
             Söz verdiğin bu zevklere.

 

Şaraba Dithyrambos*

Gel ki, neşeli saatler başlasın!
Güler yüzlü Tanrı’dan esinini alan
Ve göğsümüzden alevlenen pembelik;
Ruhumuza, neşeyle uyum versin.
Bak, neşe ve sevgiyle eşlik eden
Ve utangaç onurlarla taçlandırılmış,
Yüce Baküs yükseliyor şimdi!
 
Etrafında gülümseyerek
Bekleyen,
Bırak, o yankılar söylesin,
Bırak, o yankılar söylesin;
Her yerde neşeli haberleri!
 
Aşk akılları karıştırınca,
Şarap, rahatlatır ölümlüleri.
Kim sızlanır ki, rüzgardan daha oynak
Bir kadının hoppalığına;
Güzelliği, çekici sıcaklığıyla ışıldıyorsa?
Gel de gör onu, bütün zırhlarıyla;
Yüz kızartan bir sabahtan ,daha hoşluklarıyla.
Önce, açılış gününde tahtı süsleyen
Ve çayırları güzelleştiren sonra.
Al, işte gör onu kristal tahtında,
Gör de, hayran kal ve söyle,
İlahi olan her şeyi;
Aşkın ve neşenin kraliçesine!
Aldırma, Chloe’nin hor görüşüne!
Bu ışıldayan bardağın
Galip alımlılığıyla,
Sevecen kucağına kavuştuğunda;
Asla, ama asla bıkma!
Hayır, hiç bıkma!
 
Bak ta gör, Castalia ırmağını!
Öyle esin ver ki bana, yeniden yaratayım dünyaları.
Bir daha, bir daha, tamam yükseliyorum;
Düşlerin kanadında,
Şarkı söyleyerek yaratıyorum.
Ve şimdi egemen konumdaki,
Parnassus’a çıkıyorum.
O da ne, nedir bu duyduklarım;
Onun aşk düşü kadar yumuşak?
Yoksa, ormanın içinde sabah rüzgarı mı fısıldayan,
Daha ağırbaşlı bir cenaze ağıtından?
Ağır toplar geliyor
Ve şimdi yine,
Bu değişken ırmak;
Korku saçarak damarlarımda,
Cesurca ve gürleyerek,
Patlıyor kulağımda.
 
Pindaros’un şarkısı bu,
Rüzgar gibi yumuşak notaları;
Hafifçe taşıyor acı dünyayı
Ve de sert ritmiyle kasırgaları.
Şöyle bir bakmadan etrafına,
Bırakıp miskin kalabalığı ardında;
Esinini şaraptan alıp,
Sonsuza dek ışıldayacaktır,
Göğe ulaştığında.
Zorlamayacağım daha fazla,
Bu bitkin yolu;
Onun gibi esinlenip, onun gibi yükseleceğim
Ve çağlayacağım onun gibi.
 
Ey ölümlüler, bırakın artık üzüntülerinizi bir yana;
Katılın siz de, evrensel şarkıya!
Taçlandırın zevkleri, bugün ve yarın;
Teslim olacaktır kader sonunda
 
Yüce
Baküs’ün hükümdarlığına!
Görkemli
Baküs’ün hükümdarlığına!
 
Bak,yansıyor ormanın neşesi
Ve esinti, yakalıyor sesi!
Vadilere ve tepelere seslenerek,
Yankısı yok olurken;
Uzaklarda,
Baküs’ün hükümdarlığına!
 
 

* Dithyrambos: Şarap ve tragedya Tanrısı Dionysos onuruna okunan tören şiiri.

 

 

E-MAİL

asmakat2002@yahoo.com