Kutsal Taç Hırsızlığı Girişimi
Ben Helene Kottaner;Oradaydım!
                    (Seçmeler)
                                                     
Çeviren: Ayla Sevim Uhri

      Tanrı, mucizesini yaratmak için doğru zamanın geldiğine inandığında; bize, kutsal tacı alma işini üstlenen bir adam yolladı.Bu adam Macardı ve işini sadakatle, akıllıca, erkekçe yapan biriydi.Gereksinimimiz olan her şeyi hazırlamıştı.Birkaç kilit ve iki törpü aldık.Benimle beraber, hayatını riske atmaya hazır bu kişinin, siyah kadifeden bir takım elbisesi vardı.Keçeden terliklerinin her birinde bir törpü vardı; kilitleriniyse, giysilerine saklamıştı.Ben, efendimin küçük mührünü ve ilk kapının anahtarlarını taşıyordum.Bunlardan üç tane vardı; bir zincir ve ucunda da bir vida vardı.Gitmeden önce, buna bir kilit takmıştık; bizden önce, aynı düşünceye sahip olabilecekleri için.Hazır olduğumuzda, efendim; nedimeleri koruyan Franz Pöker, Constable ve Laszlo Vajdafi’ye, Visegrad’a araba geldiğinde, onu karşılamaları ve onları majestelerine, yani Komarom’a getirmelerini, kendisinin de tüm sarayın bildiği gibi, Pozsony (Pressburg)’ye gideceğini bildiren bir haberci yolladı.

      Nedimeler için yollanan araba hazır olduğunda ve benim, üzerinde yolculuk yapacağım kızak hazır olduğunda, yardımcım heyecanlandı.Sonra, iki Macar soylusu, nedimeleri almak ve benimle gelmek üzere yollandı.Yola çıkmıştık.Nedimeleri benim alacağım haberi Constable’a ulaştığında, o ve saraydaki diğerleri şaşkındı.Çünkü, kendisinden uzaklaşmamı istemeyen genç efendimin, beni yolculuğa yollaması sıradışıydı.Hepsi bunu biliyordu.Constable fakirdi; bununla beraber, Kutsal Taca götüren kapının önündeydi.İşte, o sırada; Tanrı’nın isteğiyle, hastalığı ağırlaştı.Ama, hiçbir erkek hizmetkar da, yanında yatmasını istemiyordu.Çünkü, bayanlar bölümündeydi.Bu nedenden dolayı, kilidi, bir keten kumaş içine saklayıp mühürledi.Visegrad kalesine geldiğimizde, nedimeler; efendime kavuşacakları için, hazırlandıkları için ve giysileri bir sandıkta toplandığı için mutluydular.Çok karışıklık vardı ve sekizinci saate dek çalıştılar.Benimle beraber olanlar, bayanlar bölümüne gelip, nedimelerle eğlendi.Ocağın önünde, onları ısıtmak için biraz odun vardı; işte, oraya törpüleri sakladık!Ama, nedimelere bakmakla görevli erkek hizmetli, bunu fark etti ve fısıldamaya başladı.Bunu duydum ve hemen ona açıkladım.Gerçekten çok korkmuştu, beti benzi attı.Törpüleri alıp, başka bir yere sakladı.Ve bana, “Kadın, yeterince ışığımız olmasına dikkat et!” dedi.

      Yaşlı bir kadından, birkaç mum istedim.Söylemem gereken birkaç dua vardı.Çünkü, cumartesi gecesiydi.Lent’deki, ilk pazardan sonraki cumartesi.Mumları aldım ve hemen ulaşabileceğim bir yere sakladım.Nedimeler ve diğer herkes uykuya daldığında, yaşlı kadınla küçük odada kaldım.Bu kadın; ne bir sözcük Almanca, ne bütün olayı, ne de evin kendisini bilen biriydi.Orada, derin bir uykuya dalmıştı.Zaman geldiğinde, benimle gelmiş olan kişi, coşkuyla şapelden gelip kapıyı çaldı.Kapıyı onun için açıp, yeniden kilitledim.Yanında, kendi uşağı vardı; ona yemin ettirmişti.Mumları almaya gittiğimde, yok olmuşlardı.Çok korkmuştum, ne yapacağımı bilmiyordum.Işık yüzünden, neredeyse her şeyi iptal edecektik.Sonra, aklıma bir fikir geldi.Bana mumları veren yaşlı kadını uyandırdım.Mumların kaybolmuş olduğunu söyledim.Daha söylemem gereken, bir sürü de dua vardı.Bana, başka mumlar verdi.Çok mutlu olmuştum.Mumları adama verdim.Aynı zamanda, sonradan takılacak kilitleri, mühürleri yenilemek için efendimin küçük mührünü ve ilk kapının üç anahtarını da verdim.Kilidin, kumaş ve mührünü kaldırdı.Bunları, Constable oraya koymuştu.Kapıyı açtı ve uşağıyla içeri girdi.Çekiç ve törpü sesleri fazla duyulmasın diye, çok çaba göstererek çalıştı.Koruyucular ve Constable’ın adamları, o gece, üzerlerindeki sorumluluk nedeniyle hiç uyumadılar.

      Ama, her şeye gücü yeten Tanrım; o gece, onların kulaklarını kapamıştı.Çünkü, hiçbiri, hiçbir şey duymadı.Oysa, ben, her şeyi duyuyor ve korku içinde bakıyordum.Diz çökmüş, Tanrı’dan ve Meryem’den, bana ve yardımcılarıma el uzatması için dua ediyordum.Ruhum, hayatımdan daha önemliydi.Tanrı’dan, eğer, bu onun istediğinin tersiyse ve ben bunun için lanetleneceksem; ya da bu, ülkeme ve insanlarıma zarar verecekse, ruhuma acıyıp, beni hemen oracıkta öldürmesini diledim.Sonra, ben dua ederken, büyük bir gürültü ve şakırtılar duydum.Sanki, zırhlı adamlar kapıya gelmişti.Ve sanki, kapıdan girmeye çalışıyorlardı.Çok korkmuştum.Onları, çekip gitmeleri için uyarmak istedim.Sonra; önce kapıya gitmem gerektiğini düşündüm ve bunu yaptım.Kapıya ulaştığımda, şakırtılar bitmişti ve hiçbir şey duymadım.Bana, bir hayaletmiş gibi geldi.Böylelikle, dualarıma geri döndüm.Meryem’e, Maria Zell’e, yalınayak hacca gideceğime, cumartesileri kuştüyü yataklarda yatmayacağıma ve hayatım boyu bana gösterdiği iyilik nedeniyle, ona cumartesileri özel dualar edeceğime söz verdim.Ve ona,oğlu İsa’ya da teşekkür etmesini; çünkü, onun da, bize böylesine açıkça yardım etmesinden dolayı, iyiliğine teşekkür borçlu olduğumu söyledim.

      Dua ederken, yine o zırh şakırtılarını duydum; hem de, bayanlar bölümünün girişinde.Bunun bir hayalet olamayacağını düşündüm.Ben şapelin kapısındayken, çevremizden dolanmışlardı ve ben ne yapacağımı bilemiyordum.Bakıp dinledim, nedimeleri duyabilir miyim diye.Ama, hiç kimseyi duyamadım.Yavaşça merdivenlerden indim.Nedimelerin odasına girdim.Kapıya geldiğimde, kimseyi görmedim.Çok mutlu oldum ve Tanrı’ya teşekkür ettim.Dualarıma geri döndüm ve bunu yapanın; tüm işi, büyük bir zevkle bozmak isteyen şeytan olduğuna inandım. Dualarımı bitirdiğimde, kalkıp neler yaptıklarını görmeye gidecektim.Her şey iyi gitmişti.Kilitleri, kapıdan törpüleyerek çıkarmışlardı.Ama, kilitler, sandığa o kadar sıkı takılmıştı ki; törpüler işe yaramamıştı ve yakılmaları gerekmişti.Bu yüzden, kötü koku çıkarmıştı.Bunun hissedilmesinden korktum.Ama, Tanrı, bizi bundan da korudu.Kutsal tacı çıkardığımızda, kapıyı her taraftan kapadık ve kırık anahtarlar yerine, yenilerini taktık.Efendimin mührünü bastık ve dış kapıyı yeniden kilitledik.Küçük kumaş parçasını ve arkasındaki mührü, aynen bulduğumuz gibi, Constable’ın koyduğu gibi taktık.Sonra, törpüleri, bayanların odasındaki komodinlere attık.Orada, onları bulacaklardı; kırılıp açıldığında bir işaret olacaktı.


 

E-MAİL

asmakat2002@yahoo.com