Küçük Karen
                  Çeviren:
Ferihan Hasan Panayır

Tarladan eve nasıl gittiğimizi anımsıyor musun, hasat zamanı;
Hani, bana soru sorar gibi bir bakış atardın?
Birden ruhuma düşerdi,
O ana kadar kör olduğum;
Söyle bana küçük Karen, ne demek isterdin?

Kışın anımsıyor musun, ateşin etrafında oturduğumuzda,
Sana nasıl masallar anlatırdım; sen de dinlerdin.
Ve sık sık bakardın bana,
Beni duraksatırdı bu bakışlar;
Söyle bana küçük Karen, ne demek isterdin?

Gigers’deki Noel’i, flütlerin sesini anımsıyor musun;
Yere, sere serpe uzanmıştık?
Sana nasıl da bakmıştım,
Sen de, nasıl kızarmıştın;
Söyle bana küçük Karen, ne demek isterdin?

Bak, şimdi ilkbahar geldi ve tomurcuklar açıyor,
Kuşlar yuva yapıyor, orman kendini hazırlıyor.
Ve yaşama dair her şey,
Aşkı düşlüyor;
Söyle bana küçük Karen, şimdi ne diyorsun?

 

Slesvig Darbesi

Paskalya çanı, Danimarka sahilinde yavaşça çalıyor;
Sesi tüm ülkeye yayılıyor.
Tüm Danimarkalılar, tutuyorlar saflarını;
Zaferi kazandığımızda, seviniyor buna Tanrı.

Gecenin kör karanlığında, çıkıveriyor Almanlar;
Danimarkalı çocuklar, kılıçlarını çıkarıyor.
Tüm Danimarkalılar, tutuyorlar saflarını;
Zafer kazandığımızda, seviniyor buna Tanrı.

Göğüsleri siper, cesaretleri kalkan;
Alman vahşetini, kendi cesetleri karşılıyor.
Tüm Danimarkalılar, tutuyorlar saflarını
Zaferi kazandığımızda, seviniyor buna Tanrı.

Kurşunlar vızıldıyor, kılıçların şakırtısı Katover’e uzanıyor;
Alman, o gün, Dancayı öğrenmek zorunda kalıyor.
Tüm Danimarkalılar, tutuyorlar saflarını;
Zaferi kazandığımızda, seviniyor buna Tanrı.

Tura’da, kanlar nehir olup akıyor;
Alman, yaptıklarını kötü ödüyor.
Tüm Danimarkalılar, tutuyorlar saflarını;
Zaferi kazandığımızda, seviniyor buna Tanrı.

Yaşananların tümü, acıları dindirmek için;
Danimarka, onurundan hiçbir şey kaybetmedi bunun için.
Tüm Danimarkalılar, tutuyorlar saflarını;
Zaferi kazandığımızda, seviniyor buna Tanrı.

Birçoğunun, bembeyaz oldu yanakları;
Danimarka’nın onuru için, yeter geride kalanları.
Tüm Danimarkalılar, tutuyorlar saflarını;
Zaferi kazandığımızda, seviniyor buna Tanrı.

 

Zafer ve Ganimetle Dönüyoruz

Zafer ve ganimetle dönüyoruz;
Yaşasın, yaşasın!
Tarihteki savaşçılar gibi saldırdık öne,
Düşmanın en kuytu yerlerine;
Zarar verip geçtik oradan.
Yakamayacaklar artık şehirleri,
Elimizde tüm varlıkları.
Şimdi, dalgalandırıyoruz bayrakları
Ve fırlatıyoruz şapkaları;
Frederica vuruşunun onuruna.

Sözümüzde durduk fazlasıyla;
Yaşasın, yaşasın!
Alman bize acı çektirdi,
Ama, bir gecede üstesinden geldik.
Şimdi, gururla övünüyoruz;
Bir yüzyıl unutulmayacaktır bu,
Adına yakışır bir şey olarak.
Ve en son güne kadar,
Frederica vuruşunun anısı yaşayacak.

Kral için, vatan için;
Yaşasın, yaşasın!
Bırak, düşman kum gibi gelsin üstümüze;
Erkekler saf tuttuğunda,
Her şeyi yaparız biz.
Ülkemizi alamazlar;
Yeni güçler çıkıyor bu topraklardan,
Ruhumuz da sağlıklı.
Evet, şimdi haklı davamızı, yine anıyoruz
Ve yeni bir Frederica vuruşu yapıyoruz.

 

Adadaki Kadın

Gecenin akan gözyaşı,
Kendini ovalara bırakıyor.
Ve sadece askerler diretiyor,
Tehlikeli nöbetlerinde;
Gizlice bakınmayı.
Terk edilmiş bu yerlerden,
Sessiz düşünceleri fısıldıyor;
Kendi kutsallığına doğru.

Yine de, içinde taşıyor,
İnançlı ruhunda,
Bir kadının resmini;
Ne güzeldir Freia!
Ölüme her yaklaştığında,
Ölüm ülkesinin o vuruşuna;
Resim kaybediyor önemini,
Valkyrien’in ışıltıları arasında.

Gölden, soğuk bir hava esmekte,
Bir haber mi getirdin bana?
Adada gördün mü yoksa onu;
Yanaklarının kırmızı olduğunu?
Hiç tuzağa düşmeden,
Dudağının tatlığını gördün mü?
Ey rüzgar, gördüysen eğer;
Yarısını bana ver!

Tutsaklığından kurtuldu mu,
Sen aslanı oyalarken?
Kalbinin dayanılmaz,
Özleminden kurtuldu mu?
Şöyle diyor kadın, iç çekerek:
Ağlamak istiyorum; eğer, o geri gelmeyecekse.
O zaman, vatan için;
Ölüme giderim ben de, seve seve.

 

Hükümet Sözcüsü Ploug’un Seçme Hakkı Üzerine Konuşması-1848

     Seçme hakkı, birçok kez, baskılar uygulanarak ayakta tutulabilmiş olmasına rağmen; bunun, insanın hak ettiği, çok basit haklarından biri olduğunu düşünmekteyim.Ancak, yine de, bir vatandaşın gerçekleştirebileceği en önemli şeylerden biri olduğu da, bir başka gerçektir.Bana göre, bir Hıristiyan devleti, kendi halkından böyle bir hakkı almamalıdır.Böylece, halkın kendine olan güveni, bir derece de olsa artacak ve bu olay, onlara özgürlük hissi verecektir.Yine de, bu hakkın verilmesinin, tam olarak hedefleneni gerçekleştirebileceğini sanmıyorum.Çünkü, nasıl halkın bir bölümü, toplumsal olaylarla ilgileniyorsa; diğer bölümü de, hiç ilgilenmemektedir.Bu da, seçimlere yansıyıp, herkesin oy kullanmamasına neden olacaktır.Böylece, bu hak; otomatik olarak, toplumu, sınıflara bölecektir.Bu uygulamanın, kimi sınıflara, başka hakları da sağlayacağını ve sadece, basit yasalar hariç, toplumu diğer yasalardan habersiz bırakacağını ya da hiçbir toplumsal olayla ilgilenilmemesine neden olacağını düşünmekteyim.İnsanların dış görünüşlerinin ya da giysilerinin, onların yargı sürecinde bile etkili olduğu görülmektedir.Giysisi eski ve kirli olan insanlar, daha çok cezalandırılmaktadır.

     Öyle sanıyorum ki, en büyük görev devlete düşmektedir.Devlet, vatandaşlarını birbirine kaynaştırmalıdır.Bir diğer önemli olan şey şudur ki; insanlar, tüm güçlerini birleştirmelidir, birlik olmalıdır.Ancak, bu şekilde, onların yaşamlarının daha iyiye gidebilme şansı vardır.Seçme hakkı ise, bu önemli sürecin bir parçasını oluşturmaktadır.Seçme hakkının, herkes tarafından doğru kullanılmadığını varsayacak olursak; bunun, kendi bağlamında, çok daha farklı ve tehlikeli sonuçlar doğuracağını söyleyebilirim.Bu hakkı, bir an önce vermek gerekir.Bunun, normal bir şey olduğu anlaşılmalı ve seçme hakkının, insana getireceği olumlu düşünceler, göz ardı edilmemelidir.Böylece, toplum içinde; yüksek, orta ve aşağı sınıf, kısmen de, olsa kendiliğinden ortadan kalkacaktır.Toplum, sorumluluklarının bilincine varacak ve bu ilk adım, onlar için bir alıştırma niteliğinde olacaktır.Bütün bu nedenlerden dolayı, seçme hakkımı istiyorum.

 

E-Mail

asmakat2002@yahoo.com