Şarkı
                         
Çeviren : Hüseyin Köse

Elveda şimdi , ey ülkem !
Artık yürümeyeceğim ;
Kayın ağaçlarıyla süslü
Ormanlarında ,
Çiçeklerin açtığı ,
Kuşların cıvıldadığı
Ağaç sığınaklarında.

Anımsıyorum bir gün ,
Oturmuştum dingin bir derenin kıyısında ;
Siz de vardınız orada ,
Gri saçlı yakınlarım.

Kül rengi başını ,
Sürekli anacağım !
Güneş iyice yükseldiği zaman ,
Ya da gün ışığı , tastamam azaldığında ,
Yaratıcının kollarında olacağım ;
Ey , vefalı babacığım !

Anneciğim , kardeşim , kızkardeşim !
Size geliyorum , giderek yaklaşıyorum.
Elveda , ey ülkem !
Kendim için , daha parlak bir güneş arıyorum ;
Sizin sevecen evinizde.

Ay

Şarkılarımın kaynağı ,
Kuzeyin soğuk rüzgarlarında ,
Döker çiğ damlalarını yavaşça ;
Halkımın ruhu üzerine.

Burada , kuzeyin karlarında ,
Kayalıklarla dolu koyaklarımızda ,
Güzel kokulu mersin ağaçları salınır ;
Bilmez incelikle filizlenmeyi.
Ama toprağımın dili , ey sen ;
Kendi güzelliğini açığa vurmayan ece !
Küçük , sessiz bir dere gibi ,
Bir yılan gibi , kayıp giden çayırların içine.
Kıyıların yaldızlı ateşiyle sarhoş
Ve çınlayan bir sesle yüklü ;
Dizginlenemeyen bir güçle ,
Aynı , böğüren bir deniz gibi ,
Yıldırım ve fırtınalara yoldaş.

Toprağımın dili ;
Kendi şarkılarının rüzgarında ,
Gökyüzüne dek çıkarak ,
Sonsuzluğu arayacak.

Sana şarkılar söyleyebilirim böyle ;
Mavi , aydınlık göğün yıldızlarına bakarak ,
Neşeli coşkun bir yürekle ağıtlar yakarak ,
Yerden yukarılara yükselen ,
Gözlerin önderliğinde.
Sana şarkılar söyleyebilirim böyle ;
Ey ay ! Ey gece kraliçesi !
Apansız görünüveren bulutların arasından
Ve kaybolan.
Tomurcuklu bir çiçek gibi açıyor sevgili ;
Bembeyaz , neşeli yüzünü göstererek.
Senin tırmandığın gökyüzünde ,
Kızgın ateşli yıldızlar ,
İner toprağa.
Ve önünde , dalıp giderler hemencecik ,
Karanlık sislerin içine ;
Nasıl kayıp giderse insanın ruhu , öyle !

Şimdi yüzüyorsun sisler içinde ,
Tanrı'yı arıyordun aslında ;
Yıldızların altında olsan da.

Ozan                                               Çeviren : Murat Acar

Köpükler içinde bir nehir gibi ,
Çağlayarak akan doruktan ,
Aşağıya vadiye dökülen
Kayalıklardan ;
Bir şimşek gibi ,
Kömür karası gökte
Dehşetle çakan :
Öyle güzeldir işte ,
Şiirin ateşten kaynağı !

Işık saçarcasına durur saygıyla ,
Kendisini dinleyen kardeşlerinin önünde ;
Ozan söyler şiirini gururla.
Gürlüyor gök
Ve sessiz orman ;
Yükseltiyor güçlü sesini ozan ,
Saçarak coşkunun şebnemini.
Çevresine dizilmiş ,
Deniz kıyısındaki taşlar kadar ,
Sessizce dinliyor uluslar.

Günce'den Seçmeler

      Birçok arkadaşım vardı.Ancak , köylü giysileri içindeki "Gerçek" hepsini kaçırdı.İnsanlar sıklıkla , biz giysilere değil , içindeki insana bakarız deseler de ; içten içe , "Şöyle şık bir palto , eskimiş olandan daha iyi olur hani" diye düşünürler aslında.Ancak , sen sus bakalım Jaak! Neler söylüyorsun böyle? Cebinde cüzdanı olan , parayı umursamaz elbette.

      Artık insanlar , olumlu davranışların , iyilik demek olduğuna inanmışlar.Ve kendileri gibi yaşamayanları da kötü sayıyorlar.İşte , benim sorunum bu! Eğer , ilim öğrenmek istiyorsam , böyle ıvır zıvırları öğrenmeye zamanım yok.

      Ne zaman , insanların dans etmeyi öğrendiklerini duysam , gülerim.Niçin uyumayı öğrenmiyorlar? Hayatın tadını yeterince çıkarıyoruz , öyle değil mi? Öyleyse , neşeli olmayı öğrenmeye çalışmak neden?

E-MAİL

asmakat2002@yahoo.com