Ferihan Hasan PanayırDenis, işte Calpe* ! Ayaklarının dibinde
şimşekler çakıyor;
Binlerce yıllık bir tepe,
Dünyanın her tarafına, huzurla göz kırpıyor.
Bak! Nasıl da bulutlanıyor;
Batıdan gelen dalgaların üzerinden,
Gökyüzü, giderek kapanıyor.
İşte Calpe, nasıl da uçuşuyor; yelken açmış bulutlar gibi,
Kanatlanmış gibi!
Britanya bayrağı, görkemle dalgalanıyor;
Bağlılıkla söz verilmiş gibi.
Calpe! Dalgalanıyor! Ama, gece çöküyor.
En karanlık haline bürünüyor gökyüzü.
Kapkaranlık sıra dağların arasında,
Düzlükler, deniz, koy ve kayalıklarda;
Gemilerin solgun, ölmüş yüzü gibi,
Parçalanmış omurga gibi duruyor.
İleri!
İntikam dolu çığlıklar yükseliyor;
Seller, bulutlara kadar yükselip,
Kayalıkların üzerine çılgınca çarpıyor.
Dalgalar yükselip,
Düşman gemilerini enkaza çeviriyor.
İleri, İleri!
* Emevi komutanı Tarık bin Ziyad, Güney İspanya’ya giderek; Calpe
dağına, kendi kalesini kurar.O günden bu yana, bu dağ, Cebelitarık
(Tarık’ın Dağı) olarak anılmıştır.