![]() |
![]() |
Hayatı : Asıl adı Aleksis Stenval olan Kivi , 10 ekim 1834'te , Helsinki'nin yaklaşık 25 mil kuzeyinde yer alan , Nurvijarvi kasabasının Palojoki köyünde dünyaya gelir.Babası , fakir bir köy terzisi olan Erik Juhana Stenval;annesi ise , Annastiina Stenval'dir.Anne , kendini ev işlerine vermiş;çalışkan , güleç ve duyarlı bir kadındır ve tek arzusu , çocuklarını istediği gibi okutup yetiştirmektir.Ancak , iki büyük oğlu , babalarının mesleğini seçerek terzi olurlar.Annenin din adamı olmasını istediği Kivi ise;Finlandiya'nın , alanında ünlü iki adı olan Agricola ve Lönnrot ile birlikte anılan , en önemli yazarlarından biri olacaktır. Kivi , anadilinden önce İsveççeyi öğrenir.Çünkü , onun zamanında bir Fin okuluna girebilmek; Fincenin yanında , İsveççe bilme koşuluna bağlanmıştı.Kivi , daha sonra , bir İsveçli gemicinin yanına verilir.Ardından , aile Helsinki'ye taşınır ve Kivi ilkokula başlar.Daha sonra , ortaokula girer ve 1857'de okulu bitirir.Aynı yıl , Helsinki Üniversitesine girer.Ancak , üniversitede birçok zorluklarla karşılaşır. Köyden şehre gelen bir genç olarak , şehir hayatına alışmakta güçlük çeker.İşveçlilere bir türlü ısınamaz.Kendisini;yalnız , terk edilmiş ve mutsuz hissetmektedir.Ayrıca , parasal zorluklar da çekmektedir.Bu yüzden , üniversiteye bir süre ara vermek zorunda kalır.Çoğu günler aç kalmaktadır.Ancak , Charlotta Lönnqvist'in parasal desteğini görür.Edebiyat öğretmeni olan Fredrik Cygnaeus ise , bu yeni öğrencisinin yazdığı karalamaları görüp beğenerek , onu yazarlığa özendiriyordu. 1857-64 yılları arasında , üniversitede Fin dili ve tarihi dersleri alan yazar; Lönnrot'un , burada yaptığı konuşmaları da izlemektedir.Lönnrot'tan başka ; Snellman , Topelius , Bergbom , Krohn , Nervander , Rein gibi Fin yazarlarla ve onların entellektüel edebiyat çevreleriyle tanışmıştır.Bu yazarlardan Snellman , kendisine parasal destek sağlamıştır.Kivi , Fin ve batı edebiyatının en seçkin örneklerini de okumaktadır.Runeberg , Topelius , Cygnaeus gibi Fin yazarlarını; Atterbom , Stagnelius ve Tegner gibi İsveç yazarlarını ve Homeros , Vergilius , Aristophanes , Shakespeare , Dante , Cervantes , Holberg ve İsveççe çevirilerinden , Finlandiya'da çok iyi tanınan Ossian'ı okumaktadır.Ayrıca , Helsinki'deki İsveç tiyatrosunda , Moliere ve Schiller gibi yazarların oyunlarını seyretmektedir. Kivi'nin ilk eseri , 1857'de yazdığı , "Kırlarda Bir Düğün Dansı" 'dır.Runeberg gibi bir yazar olmayı amaçlayan Kivi , 1860 yılında;yazar arkadaşı Krohn'un çıkardığı dergide , ilk şiirlerini yayınlar.Aynı yıl , Fin Edebiyatı Derneği tarafından düzenlenen bir yarışmada , "Kullervo" adlı oyunu ile birinciliği kazanır ve 600 mark ödül alır.1864 yılında , "Kır Ayakkabıcıları" adlı tiyatro eserini yazar. Bu eser , bir sonraki yıl , devlet tarafından düzenlenen yarışmayı kazanır ve yazar , 2500 mark ödül alır.Bu yarışma sonunda , Kivi , çok tanınan ve özenilen bir yazar haline gelir.Sözü edilen yarışmada , Runeberg ve Oksanen;elenince sert tepkiler verirler.Kivi , aynı yıl , üniversitede parasal desteğini aldığı ve kendinden yaşça büyük , ancak , enerjik bir bayan olan Charlotta Lönnqvist'in , Helsinki'nin 25 mil batısında yer alan Siuntio'daki , Fanjunkars çiftlik evine yerleşir.Yazar , 1871 baharına kadar bu evde yaşar.Onun bu yaşam tarzı , çeşitli dedikodulara yol açmıştır.Ancak , yazarın en önemli ve başarılı eserlerini , bu evde yazdığı bir gerçektir. Kivi , 1866'da , "Nişanlanma" ve "Schleusingen'de Bira Yolculuğu" adlı komedilerini ve "Dinsizler Ülkesi(Kanervala)" adlı şiir kitabını yazar.1867'de "Kaçaklar" , "Gece ve Gündüz" ve "Leo ile Liina" adlı oyunlarını;1868'de ise , "Lea" ve "Canzio" adlı oyunlarını yazar.1870'de , "Yedi Kardeşler" adlı romanını; 1871'de ise , en son eseri olan , "Margareta" adlı oyununu yazar. Kivi , hayatının son yıllarında da parasal sıkıntılar çekmektedir.Ayrıca , düşmanca eleştirilere de göğüs germektedir.Bu yüzden , kendini içkiye veren yazarda , sağlık sorunları başlar.1870 yılının sonlarına doğru , ruhsal dengesini yitirmeye başlar.Şizofreni tanısıyla , Lapinlahti'deki bir akıl hastanesine yatırılır.9 ay sonra , mayıs 1872'de;ağabeyi , onu Tuusula'daki evine getirir.Aynı yılın 31 aralık günü , hayata gözlerini kapar.Ölmeden önceki son sözü , "Yaşadım!" olmuştur. Kivi , toprağa verilirken , bütün dostları orada hazır beklemişlerdir.Törenden sonra , defne dalından yapılmış bir çelengin üstüne , karakalemle çizilmiş bir resim asılmıştı.Bu Kivi'ye ait tek resimdir ve mezarı başında hazır bulunan bir ressam arkadaşı tarafından , sonsuzluğa ulaşacak bir anı olarak , o anda çizilivermiştir. Eserleri : 1) Kırlarda Bir Düğün Dansı 1857 Kivi'nin bu ilk eseri , bir komedi tiyatro oyunudur. 2) Kullervo 1860 Kivi'nin , 1860 yılında yazdığı bu tiyatro oyunu , Fince yazılmış ilk trajedidir. Yazar , bu oyunuyla , "Fin Edebiyatı Derneği" 'nin düzenlediği yarışmayı kazanmış ve 600 mark ödül kazanmıştır.Kivi , bu yarışmaya ,oyunun elyazması ile katılmıştır. Daha sonra , eseri yeniden gözden geçirip , 1864 yılında yayınlamıştır. Eser , konusunu;Lönnrot'un derlediği , Fin destanı "Kalevala" 'nın , 31-36.Runo(şarkı)'larından almaktadır.Kardeşler arası düşmanlık içinde büyüyen Kullervo , ailesini kaybettikten sonra , amcasının evlatlığı ve kölesi olur.Yetenekli bir çocuk değildir.Elinden hiçbir iş gelmez ve neye el atsa , kırıp dökmektedir.Köle damgası taşıdığı için;bunun anımsatılması , onu deliye çevirmektedir.Kullervo , bir cinayet işler.Daha sonra , anne ve babasının yaşadığını öğrenir.Ne var ki , bu arada , yeni bir suç daha işlemiştir;Hiç tanımadığı kız kardeşiyle karşılaşmış , onun ırzına geçmiş ve genç kızın intihar etmesine neden olmuştur.Kullervo , korkunç bir intikam tutkusuyla , amcasının evini yerle bir eder.Sonra da , aynı "Kalevala" 'daki prototipinin yaptığı gibi , kendini kılıcın üzerine atar. Eser , "Kalevala" 'daki orijinalinden farklıllıklar taşımaktadır.Kivi'nin Kullervo'su , yeteneksiz ve eline geçeni kırıp döken biri olarak betimlenirken; "Kalevala" 'daki Kullervo , kendisine verilen her işi , amcasına duyduğu öfke ve kin yüzünden , bilerek kötü yapmaktadır.Ayrıca , "Kalevala" 'daki Kullervo , amcası Untamo tarafından , köle olarak İlmarinen'e satılır.İlmarinen'in karısı , kullervo'yu çoban yapar ve sürünün başına geçirir.Yanına yiyecek olarak , içinde taş olan ekmek verir.Kullervo , ekmeğin içindeki taşı görür ve kadına kızarak , sürüyü bataklığa sürer.Daha sonra , kurt ve ayılardan oluşan bir sürü hazırlayarak eve döner ve ev sahibesinin ölümünü sağlar.Bu gelişmeler , Kivi'nin Kullervo'sunda yoktur. Kivi'nin Kullervo'su , "Kalevala" 'nın Kullervo'sundan asıl şu 2 noktada farklıdır: Kahramanın içinde bulunduğu talihsiz koşullar ve kahramanın kendini kontrol edememesi.Onun kaderi kendi ellerindedir.Ne uyarılara kulak asar , ne de diğer insanlarla yaşamaya alıştırır kendini.Ensest ilişki de dahil olmak üzere , kullanılan tüm figürlerde;kahramanın kaderi , antik trajedi kahramanlarının kaderini anımsatmaktadır.Kahramanı , ceza ve lanete sürükleyen , kendi eylemleridir. Kivi , "Kalevala" destanının kahramanını , sanatsal yoldan gerçekçi bir biçimde canlandırarak , zamanının bir kişiliği haline getirmiştir. 3) Kır ayakkabıcıları 1864 Kivi'nin , 5 perdelik komedisi.Ayakkabıcı Topias ve ailesi , küçük bir tahta kulübede yaşamaktadır.Ailede;annesi ölmüş ve gemici olan babası Niko da kaybolmuş olan , evlatlık kız Jaana da bulunmaktadır.Jaana'nın babası , 500 marklık bir miras bırakmıştır.Mirası , baba adına , başpapaz Karri yönetmektedir. Topias ve Karri , bir içki sofrasındayken;Karri , şaka olarak , mirasın koşulunun , Topias'ın ailesinde ilk evlenen gence verilecek olması olarak açıklar.Bunun üzerine , Topias;oğluna , Jaana ile ilgilenmesini öğütler.Esko , Jaana'nın sempatisini kazanır.Ancak , Jaana , olaya eğlence olarak bakmakta ve aslında , Esko'ya ilgi göstermemektedir. Esko , bir gün çiftliğe çağrılır.Çiftliğe düğün için çağrıldığını düşünen Esko , arkadaşı Mikko ile birlikte yola çıkar.Ancak , çiftliğe geldiğinde , Jaana'nın başka biriyle evlenmek üzere olduğunu görür.Büyük bir öfkeye kapılan Esko , kardeşi İivar ile birlikte , kendi düğünü için biriktirdiği parayı herkese dağıtmaya başlar. Ancak , daha sonra , anneleri Marta'nın öfkelenmesinden korkan iki kardeş evlerine dönerler. Esko ve İivar , parayı dağıtmışlardır.Ancak , bu arada;İivar , başına 700 mark ödül konan haydut yakalamıştır.Oysa , bu kişi , kendisine haydut süsü veren , Jaana'nın babası Niko'dan başkası değildir.Niko , kızına kavuşmak için böyle giyinmiştir. Jaana , Esko'nun diğer kardeşi demirci Kristo ile evlenir.Ancak , önce evlendiği halde;parayı kendi almayıp , Esko ile bölüşür ve oyun , bu şekilde mutlu bir sonla biter. Kivi , bu tiyatro eseri ile 1865 yılında , devletin düzenlediği bir yarışmayı kazanmış ve 2500 mark ödül almıştır."Kır Ayakkabıcıları" , ilk kez 24 eylül 1875'te , Helsinki'de gösterime girmiştir.Bu tarih , Fin tiyatrosunun kuruluşunun 3.yılıdır.Oyun , Fince yazılmış ilk karakter komedisidir ve günümüze dek sahne etkileyiciliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir.Komedinin olay örgüsünde , Danimarkalı tiyatro yazarı Holberg'in etkisi görülür.İnsanların zayıflıklarına ve kusurlarına mizahi bakışı , yazarın;insanlara sevgisini gösterir.Yaşadığı dönemde , Kivi'nin hak ettiği saygıyı görmediği düşünülünce , bu mizah daha da şaşırtıcıdır. 4) Nişanlanma 1866 Kivi'nin , 1866'da yazdığı halk komedisi.Bekar köy terzisi Abel , öfkeli ev hizmetçisi Eva ile evlenmek istemektedir.Eva , bu öneriyi kabul eder.Abel , onu nişan için evine götürdüğünde;Eva , evin yıkık dökük halini görüp , nişandan vazgeçer ve gelecekteki eşine karşı tavır alır.Aralarında tartışma çıkar.Eva , yüzüğünü fırlatarak eşyalarını toplar ve evi terk eder. Komedi;yaşlı terzi ve dostlarının , durağan ve modası geçmiş düşünce tarzlarından doğmaktadır.Ayrıca , Eva'nın , yaşlı terziden farklı bir değerler dünyasını temsil etmesi , Kivi'ye özgü bir kurgudur.Kahramanlarını halktan alan ve burlesk ile melankolinin bir araya geldiği bu eser;ilk kez , 1872'de , Helsinki'de gösterime girmiştir. 5) Schleusingen'de Bira Yolculuğu 1866 Kivi'nin bu uzun komedisi , yazıldıktan ancak 50 yıl sonra yayınlanabilmiştir. Bu yüzden , diğer eserleri gibi fazla tanınmamaktadır.Oyunun konusu , 1866 yılında , Avusturya-Prusya savaşında yaşanan komik bir olayı anlatan , gazete haberinden alınmıştır.Schleusingen'i ele geçiren askerler , orada , çok büyük oranda bira ele geçirirler.Ve bu birayı , birkaç gün içinde içerler. Kivi , savaşın komik olaylar sıralaması olarak parodisini yazmış ve buna bir de mizahi aşk öyküsü eklemiştir.Tamamen mizahi , neredeyse absürd olan bu komedide;Kivi , olayı , karakterlerinin hayata ve dünyaya dair komik görüş ve sözleriyle pekiştirdiği , parıltılı bir farsa dönüştürür. 6) Dinsizler Ülkesi(Kanervala) 1866 Kivi , bu eserini , zamanının şiir geleneğinden farklı yazmıştır.Eserdeki "Genç Ayı Avcısı" adlı şiir , Finlandiya'daki yaygın ve tehlikeli olan ayı avcılığı üzerinedir. Şiir , hayvanın öldürülüşünü kısaca anlatarak başlar ve avdan dönen genç avcının;nişanlısının , bir başkasıyla evlenmiş olduğunu görüp , kendi canına kıymasıyla son bulur.Şiir , "Kır Ayakkabıcıları" 'nda mizahi olarak işlenen konunun trajik versiyonu gibidir."Adam" adlı şiirde , evini ve tüm varlığını kaybetmiş bir kişi konu edilir.Bu adam , tüm olumsuzluklarına rağmen , sevgilisini düşünerek avunmaktadır.Sevgilisi kendisini aldatınca , bunalıma girip intihar etmeye kalkar;ancak , başaramaz.Sonuçta , kaderine boyun eğer ve bir köye çekilip , hayatını , dindar ve dünyadan uzak bir şekilde sürdürür. "Yer" adlı şiirde , anlatıcının yüksekçe bir tepede durduğu ya da gülümseyerek vadilerde dolaştığı , tipik açılışın ardından ; Anianpelto'da neşeli , ancak , gürültülü bir pazar yeri betimlemesi gelir."Şenlik Ateşi" şiiri , sıradan insanları betimler.Bir taşra şenliğinde , dans eden genç delikanlı ve kızları fazla dramatize etmeden anlatır."Gül Demeti" , aşkın evrensel sembolü olan gülü temel alan bir şiirdir.Şiirde , genç bir kadın , kendisiyle evlenmek isteyen kişiye olan ilgisini ve sevgisini gül aracılığıyla anlatır. 7) Kaçaklar 1867 Kivi'nin ;Shakespeare'in , "Romeo ve Juliet" adlı oyunundan esinlendiği uzun trajedisi.Oyunda , birbirinden nefret eden iki baronun oğulları , birbirlerinin kız kardeşlerine aşık olurlar.Ancak , çeşitli talihsizliklerin ve karakterlerin araya girmesi yüzünden kavuşamazlar.Ortaya çıkab bir kötü adam , damadı vurarak öldürünce;gelin de , üzüntüsünden ölür. Oyunun sonu , zorlama bir finaldir sanki.Düşman ailelerin çocuklarının , birbirlerine aşık olmaları ve oyunun sonuda , her ikisinin de ölmesi dışında;eserin , "Romeo ve Juliet" ile çok az ortak noktası vardır.Oyun ;Kivi'nin , dilin önemini vurguladığı en önemli oyunudur. 8) Gece ve Gündüz 1867 Kivi'nin bu tek perdelik oyununda , karmaşık bir akışın olmasına rağmen , "Kır Ayakkabıcıları" 'nınkilere benzer mesajlar vardır.Oyunda , henüz küçük bir çocukken , her iki gözünü de kaybetmiş olan köylü kızı Liisa;mucizevi bir şekilde , görme yeteneğine yeniden kavuşur ve düşman olan iki aileyi birleştirir.Ayrıca , diğer ailenin oğlu Tapani ile yaptığı evlilik sayesinde , bu barışma perçinlenir. 9) Leo İle Liina 1867 Kivi'nin bu tek perdelik oyunu , koruyucusu Charlotta Lönnqvist ile ilişkisinin bir yorumu olarak algılanabilir kaygısıyla , yazar hayattayken yayınlanmamıştır. Oyunda , çiftlik sahibi Liina , kendisinden on yaş büyük ve anlayışsız bir kadın olan Leo'ya aşıktır.Bu duygusal çalkantılar içinde iken , Amerika'ya göç etme planları da yapmaktadır.Oyunun sonunda , Liina'nın;huysuz , ancak , mantıklı düşünen amcasının çebeleri sonuç verir ve aşıklar , yaşadıkları duyguların gerçek doğasının farkına varırlar.Her zaman olduğu gibi , çiftin evliliği , bu oyunda da barış ve esenliği getirir. 10) Lea 1868 Kivi'nin , tek perdelik trajikomedisi.Oyun ilk kez , Kaarlo Bergbom yönetiminde , 10 mayıs 1869'da , Fin Ulusal Tiyatrosunda sahnelenmiştir.Başrolü , İsveçli aktris Charlotta Formsan-Raa; hiç Fince bilmemesine karşın , kendi repliklerini ezberleyerek oynamıştır. Oyunun konusu , Yeni Ahit'in 3.kitabı olan Luka'nın , 19.bölümünde geçen olaylardan alınmıştır.Oyun , İsa'nın yaşadığı dönemde Eriha'da geçer.Haksız bir şekilde malvarlığı edinmiş olan , üst düzey vergi tahsildarı cimri Zacchaeus ya da Zakkay'ın kızı Lea , Paris'li Joas'la sözlenmiştir.Ancak , o , Aram'ı sevmektedir.Hıristiyan öğretisine çok bağlı olan Lea , iyi bir Hıristiyan olarak , babasının sözünden çıkmaz ve Joas ile evlenmeye karar verir. Lea , babasının isteğini kabul etmiştir.Ancak , o da ;babasını , İsa'nın bir vaazına davet eder.Bu vaazdan sonra;Zacchaeus , yardımcısıyla birlikte Hıristiyanlığı kabul eder.Zacchaeus , İsa'nın bu vaazlarında , servetini haksız yere kazandığının bilincine varır.Birgün İsa vaaz verirken , onu daha iyi görmek için , yabani bir incir ağacına çıkan Zacchaeus;eğer onu görürse , malvarlığını yoksullara dağıtacağını vaad eder.Daha sonra , İsa'yı görmeyi başaran Zacchaeus , sözünü tutarak servetini yoksullara dağıtır. Lea'yı , sadece parası için seven Joas ise , Zacchaeus'un servetini dağıttığını görünce , sözü bozar;onu ve babasını lanetler.Artık , Lea ve Aram'ın evliliği için hiçbir engel kalmamıştır. Oyunda , İsa hiç görünmemesine rağmen , onun özgeciliğine ve sevecen öğretisinin aydınlığına yapılan vurgu;Kivi'nin , dini eğilim ve hayranlığının içeriği hakkında , çok şey belirtmektedir.Hıristiyanlığın temel öğretisi olan "Herkesi Sev!" ilkesi , oyunda belirgindir.Goethe'nin "İphigenie" adlı eseriyle karşılaştırılan bu oyunda , Kivi;döneminin dini normlarının eleştirisini yansıtır ve düşüncenin dinsel dogmalardan kurtuluşunu anlatır.Eser , ayrıca , Shakespeare'in "Venedik Taciri" ve Renan'ın "İsa'nın Yaşamı" 'nın etkilerini gösterir.Eserde , yazarın , kısa ve acı dolu hayatının kanıtı olan otobiyografik izler de vardır. Duru ve lirik bir şiirsellikle işlenmiş olan bu epizodun sahnesinde , neredeyse hiç dışsal hareket gerçekleşmez.Sadece , karakterlerin zihinlerindeki ve kalplerindeki değişimler gösterilir.Oyun , klasik Fransız trajedisinin izlemcisidir. Oyunun dili çok güzeldir ve Kivi;araya , konuyla pek ilgisi olmayan birkaç mizahi parodi sıkıştırmıştır.Oyun , olasılıkla , duygusal ve dini nedenlerden çok , sanatsal değeri sayesinde;Finlandiya'da büyük ilgi ve beğeni ile izlenmiştir. 11) Canzio 1868 "Canzio" , Kivi'nin hiç gitmediği İtalya'da geçmektedir.Genç Canzio , askeri akademiden dönünce , ailesine ve nişanlısına kavuşur.Ancak , bu arada , babasını öldüren bir soygun çetesi reisinin dul eşi olan Marcia'ya aşık olur.Daha sonra , günün birinde , en yakın arkadaşını öldürür.Bu olaylar üzerine , kız kardeşi delirir. Nişanlısı da bir manastıra kapanır. Oyunun , umulmadık gelişmelerle dolu bir konusu ve karmaşık bir kurgusu vardır.Zehir ve düello unsurlarının kullanıldığı ve "Hamlet" 'ten esinlenildiği açık olan yapay sonuna rağmen;oyun , aşkın yıkıcı gücünü , yetkin bir şekilde irdelediği için yetersiz değildir.Oyunda , bazı eksiklikler varsa da; iki nedenden dolayı , onun eserleri içinde önemli bir yer tutar.Birincisi , baş karakterler arasında , önemli tartışmalar yaşanmaktadır.Ve ikincisi;kendisini , hiç düşünmeden aşka ve ateşe atan baş karakter Marcia , Kivi'nin eserlerindeki , en güçlü ve etkileyici karakterdir. "Canzio" , Kivi'nin son dönem eserleriyle bir köprü oluşturmaktadır. 12) Yedi Kardeşler 1870 "Yedi Kardeşler" , Kivi'nin hayatının sonuna doğru yazdığı ;ancak , kariyerinin en başında yer alan bir eseridir.9 yıl emek harcanarak ve 3 kez düzeltilerek yazılan bu eserin tamamlanması;yazarın , akıl hastalığına yakalandığı yılın , hastalıktan önceki son günlerine rastlar. Romanın konusu , güney Finlandiya'daki Jukola çiftliğinde geçmektedir. Babalarının ölümünden sonra öksüz kalan ve en büyüğü 25 , en küçüğü 18 yaşındaki 7 kardeş;Luther kilisesine üye olunmasının şartı oan , okuma-yazma öğreniminden kaytarmak için , göçebe avcı ve balıkçıların yaşadığı bir ormana sığınırlar.Bu kaçışın nedeni , kilise papazından okumayı öğrenmeleri gerektiği ve köyün gençleriyle , aralarında giderek tırmanan hoşnutsuzluklar ve kavgalardır.7 kardeş , önceleri avlanarak;sonra da , toprağı işleyerek hayatta kalmayı başarır. 10 yıl boyunca ormanda kalırlar.Daha sonra , ormanın zorlu koşullarında , eğitimlerini tamamlamış ve olgunlaşmış olarak eski yuvalarına dönerler.Burada , ayrılmaya karar veren 7 kardeş;ailelerini ve geleceklerini kurmak üzere , her biri kendi yoluna gider. Eser , 7 kardeşin ellerinde hayat bulan , Finlandiya'nın el değmemiş ormanlarının öyküsüdür.İssız orman çevresi , kitaba;bir serüven romanı tadı katmaktadır.Kardeşlerin hayatta kalma becerileri ve yaratıcılıkları , çok sert koşullarda sınanmaktadır.Roman;ilkel insanın , organize olmuş sosyal hayata doğru geçirdiği evrimlerin de bir kesitini sunar.Romanda , kardeşler;bireyin özgürlüğünü kısıtlayan ve böylece gelişmesini engelleyen toplumun haksızlığına karşı , ormana sığınarak , içgüdüsel tepki göstermişlerdir. Kardeşlerden Aapo'nun anlattığı öykü ve peri masalları sayesinde;çocukların hayatı , düşsel bir boyut kazanmaktadır.Ormana yerleştiklerinde, kardeşler;cinlere ve hayaletlere inanan ve hayatı , söylencesel bir gerçeklik olarak deneyen saf çocuklardır.Ancak , roman ilerlediğinde , çocukların bilgi ve becerileri artar. Hayatın bilinmezlerine karşı duydukları korku dolu ilgi;yerini , hayatla kurdukları bir ilişkiye bırakır.Bir diğer değişim de;kardeşlerin , avcılıktan tarıma geçişleridir. Böylece , roman;kardeşlerin değişimlerinin , birer uygar insana dönüşmelerinin öyküsüne , bir "Gelişim Romanı" 'na dönüşür. Aapo'nun , kitabın başında ve sonunda anlattığı 2 öykünün konusu aşktır. Olayların akışıyla ilgisi olmayan bu öykülerde;karakterlerin , o an bulundukları yerde yaşanmış olan olaylar anlatılmaktadır.Bunlardan ilki , üvey kızını ve onun aşığını bir arada görünce , çılgına dönen ve genç aşıkları öldürdükten sonra , kendi canına kıyan bir babanın öyküsüdür.İkincisi ise , bir canavar tarafından kaçırılıp hapsedildikten sonra , sevdiği genç tarafından kurtarılan ve sonunda , iki güzel periye dönüşen sevgililerin doğaüstü öyküsüdür.Öyküler , farklı ülkelerin folklorundan derlenmiş motifler üstüne kurulmuştur.Bu öyküler ;Yunan mitolojisinde yer alan , Akis ve Galateia'nın öyküsü ile Perseus ve Andromeda'nın öyküsünü andırır.Ancak , bu 2 öykünün üslubu ve konusu , anlatıldıkları koşullara göre çok daha edebidir. Kivi , eserinde , her kardeşi özgün bireyler olarak , güçlü ve zayıf yanlarıyla; zeka , konuşma ve davranış tarzlarıyla bir bütün olarak ve özenle yaratmıştır. Romanın büyük bölümü , diyalog şeklindedir.Her konuşmanın başında , konuşmacının adı verilmiş ve olaylar hakkında son yargı okuyucuya bırakılmıştır. Kardeşlerin karakterleri;anlatıcının yorumları ve açıklamaları araya sokulmaksızın , konuşmalarından ve tepkilerinden anlaşılmaktadır. Romandaki erkek çoğunluğu ve egemenliği , birçok okur tarafından yadırganabilir.Kadınlar , romanda çok az yer almaktadır.Ancak , bu tek yanlılık , bir yandan bir tür ilkellik ve savunmasızlığı vurgularken;diğer yandan da , doğanın çeşitli güçlerine kerşı verilen , kahramanca savaşımın dile getirilmesine yardımcı olmaktadır.Anlatıcı , kardeşleri ülküsel bir karakter olarak sunmaz. Kivi , bu eserde ; içgüdülerine güvenerek , yaşadığı bölgenin diyalektiğini kaynak almıştır.Bu yüzden , Fin okuru;onun dilinin , coşkun ritminin , az bulunur sözel zenginliğinin ve arkaik özelliklerinin tadına bütünüyle varabilmiştir.Ancak , çeviri zorluğu yaşandığından;aynı şey , yabancı okur için gerçekleşmemiştir. Kitap ; coşkulu bir serüven , eşsiz bir mizah öyküsü , mitsel bir boyutu olan hayatta kalma savaşımının öyküsü , insan ve doğa ilişkilerini inceleyen bir çalışma , zor koşullar altındaki insanların davranış ve çatışmaları üzerine bir inceleme , 7 farklı genç üzerinde gerçekleştirilmiş bir karakter çözümlemesi , doğa ekonomisinden örgütlü tarıma geçişin tanımı ve karakterlerin doğanın içinden çıkıp , uygarlaşma süreçlerini konu edinen , bir "Gelişim Romanı" olarak okunabilir. Taşıdığı gerçekçilik eğilimi , halkçılığı , idil ve fars karışımı havası , Rabelais'ye özgü sahneleri ve romantik söylence atmosferiyle bu eser;Fin edebiyat çevrelerinin , romantizm anlayışına ters düşmüş ve akademik eleştirinin öfkesini uyandırmıştır.Eser , Ahlqvist'in acımasız eleştirileriyle karşılaşmış ve bu ters tutum , yazarın sağlığının bozulmasına yol açmıştır.Ahlqvist'in eleştirileri , yazarı ve Cygnaeus ile Bergbom dışındaki diğer yazar arkadaşlarını olumsuz etkilemiştir. 13) Margareta 1871 Yazarın son tiyatro eseri.Kivi , yazar arkadaşları Bergbom ve Nervander'in desteğiyle kaleme aldığı bu eserinde , Runeberg'den esinlenmiştir.Cygnaeus , kitabın önsözünde , yazarın akıl hastalığına tutulduğunu haber vermiştir. 14) İncil Çevirisi 1871 Kivi , eski Fin dilindeki İncil'i , çağının halk diline çevirmiştir. 15) Selma'nın Aldanışı Kivi'nin , İsveçli aktris Charlotta Formsan-Raa'nın oyun gücünden etkilenerek , onun için kaleme aldığı , Holberg tarzı bir komedisi.Bu eserden , günümüze bazı parçalar kalmıştır. 16) Alma Kivi'nin , Charlotta Formsan-Raa için kaleme aldığı , diğre bir tiyatro eseri.Eser , yazarın 1868'de kaleme aldığı , "Lea" adlı tiyatro eserinin bir çeşitlemesidir. Bu eserden de , günümüze ancak bazı parçalar kalmıştır. 17) Çeşitli Şiirler Kivi'nin , "Kanervala" dışındaki eserlerinde de birçok şiiri vardır.Bunların en önemlilerinden biri , "Tuoni Korusu , Ey Gecenin Korusu!" 'dur.Şiir , sıkıntılı ve dokunaklıdır.Jean Sibelius'un , 1898 tarihli aynı adlı bestesine , esin kaynağı olmuştur. Kivi'nin en özgün şiirsel yaratıları;Homeros , Hesiodos ve Pindaros'daki mitlere ve tümüyle Finlere ait olan , bir düş ülkesi tasarımına dayanır.Buna örnek olan şiirler;"Bir Yaz Gecesi" , "Kuşların Vatanı" ve "Uzaklardaki Orman" adlı şiirlerdir. Kivi , bu şiirleri yazarken , Atterbom ve Stagnelius gibi İsveçli şairlerden etkilenmiş ve bu esini , Fin folklorundan motiflerle harmanlayarak işlemiştir. "Bir Yaz Gecesi" adlı şiirde , şair;bir yaz gecesi , çayırın üzerinden uçarak geçen kayalık bir ada görür.Bu tuhaf görünüm , Vergilius'un bir dizesini ya da Dante'nin Araf'ını akla getirir.Bir meleğin sesi , şaire;burasının , dindar kahramanların huzurlu adası olduğunu söyler.Bu kahramanlar , burada , davulların kendilerini evlerine çağıracağı , büyük günü beklemektedirler.Kivi , böylece , Dante kadar emin olmamakla birlikte;kıyamet gününde , bu büyük insanların ruhlarının bağışlanacağını söyler."Kuşların Vatanı" adlı şiir , iki mitin birleşiminden oluşmaktadır.İlk mite göre;okyanusun bir yerinde , göçmen kuşların samanyolu'nu izleyerek ulaştıkları ve kışı geçirdikleri bir ada vardır.İkinci mite göre ise;dünyanın bir köşesinde , yeryüzüyle gökyüzünün buluştuğu yerde , Yunan mitolojisindeki pygmelere benzeyen cüceler yaşamaktadır.Ve bunlar , kuşlarla savaşırlar.Bu savaşlar , Fin folklorunda da yer almaktadır.Kuşların vatanı , öncesiz ve sonrasız mutluluğun yaşadığı , bir düş ülkesidir.Ancak , burası , göksel bir ada değildir.Adada yaşayanların gündelik uğraşları vardır.Şiir , kuşların vatanı sakinlerinin , çok uzun yıllar yaşadıklarının altını çizerek , yaşamlarının betimlendiği dizelerle son bulur."Uzaklardaki Orman" adlı şiir ise , bir çocuğun düş ülkesinin , yalın bir şekilde anlatımıdır.Şair bu şiirde , göz kamaştırıcı ve görkemli bir cennet yerine;kendisine , ülkesini anlatan bir yere gitmeyi yeğleyeceğini anlatır. Kivi'nin , şiirlerinde sürekli kullandığı bir motif;sıklıkla trajik olarak işlenen , anne-çocuk ilişkisidir.Bu motif , çoğu kez kaybedilen ve sonra yine bulunan , sevgi bağlamında işlenmiştir."Çocuk" adlı şiir , bir çocuğun , evine ve annesine kavuşmasını anlatır."Hanna'nın Şarkısı" adlı 3 kıtalık şiirde , kaybolan bir çocuğun annesini bulması ve onun kucağında , mutlu bir şekilde uyuması anlatılır. "Fundalığa Dair" adlı şiirde ise , ormanda kaybolan bir çocuğun , annesi tarafından bulunması konu edilir."Çoban Kız" 'da ise , inek gütmeye gönderilen bir kızın , ormanda kaybolması ve sonra da , evinin yolunu bulması anlatılır."Anne ve Çocuk" ise , çok trajik bir şiirdir.Ölüm döşeğinde can çekişen bir anne , çocuğunu dilenmeye yollamak zorunda kalır.Dışarıda , kurtların ulumalarını duydukça da; Tanrı'ya , çocuğunu koruması için dua eder.Annenin duası kabul olur.Kurtlar çocuğa rastlamaz;ancak , çocuk soğuktan donarak ölür. "İç Sıkıntısı" adlı şiir , ölüme duyulan isteği , en bireysel biçimde yansıtır. Kivi , en yaratıcı döneminde olmasına rağmen;kendisini bekleyen korkunç sonu sezmişcesine , içten içe sıkıntılıdır.Şiirde , bilmenin acısından kaçıp , sessiz boşluğa sığınma isteğinden söz eder.Dostlarından , kendisi için bir mezar anıtı (tuoni) inşa etmelerini ve bir söğüt ağacı altında , sonsuza dek yalnız bırakılmasını ister. Kalbimin Şarkısı" ise , daha çok , halk şarkılarına yakındır ve Finlandiya , Estonya ve Rusya'da benzeri olan bir motifi işlemektedir.Bir annenin , çocuğunun göndermek isteyeceği ölüm diyarından;cennet değil , sessiz ve güzel bir yer diye söz eder.Zaten , Fin halk şarkılarında da;ölüme ve ölüm diyarına , "Tuoni" denmektedir. "Mutlu Kişi" ve "Pazar Günü" adlı şiirlerde;aşkı , mistik bir duygu olarak ele alır.Kivi'nin , ayrıca;"Öksüz Tuomo" , "Anja'nın Bahçesi" ve "Yurt Edinen Aile" gibi şiirleri de vardır. 18) Mektuplar Kivi'nin mektupları , 70'in üzerindedir.Bunların bazıları , parasal konularda kısa notlar şeklindedir.Bu mektuplar , onun entellektüel ve genel konular hakkında , derin bilgisi olduğunu gösterir. 19) Çoban Kızı 20) Gizli Oyun 21) Halavan'ın Altında 22) Evcil , Eriika ve Serseri Kivi'nin kısa öyküleri. Sanatı : Kivi , önceleri varlığına pek az rastlanan , Fince tiyatronun temellerini atmıştır. Bunun yanı sıra , çağdaşlarının beklentilerinin aksine;türünün öncü klasiği olarak kalmayı başarabilen , ilk Fince romanın yazarı da Kivi'dir.Çok sayıda şiir de kaleme almış olan Kivi'nin şiirleri , hem ölçüleri , hem de üslupları bakımından öyle üstün şiirlerdir ki;uzun süre görmezden gelinmiş ve anlaşılmaları için , uzun yıllar geçmesi gerekmiştir. Bir kimse , sadece onun eserlerini okuyarak bile;görüş açısının , duygu derinliğinin ve halkı ile yazı aracılığıyla iletişim kurma gücünün , ne denli yüksek olduğunu anlayabilir.Biyografisine bakıldığında , yazma içgüdüsünün gücü , açıkça görülmektedir.Ancak , edebiyat ve yazı yazma aşkı , fiziksel ve zihinsel sağlığına ve sonunda , hayatına mal olmuştur. Kivi , yanlış anlaşılmış dehasına ve tekdüze dünya ile haksız bir savaşıma tutuşmuş gururlu ruhuna rağmen;hayatının son yıllarına kadar , omuzunda bir tüfekle ormanlarda dolaşan , yüzmeyi ve balık tutmayı seven , sağlıklı ve güler yüzlü bir taşra çocuğu olarak kalmayı başarmıştır.Bir keresinde , bir kişinin en yüce niteliğinin , mizah duygusu olduğunu yazmıştır."Mizah derken" demiştir , "canlı ve doğal bir mizahtan söz ediyorum;iyi niyetli , güçlü ve sağlıklı bir kalpten çıkacak mizah duyarlılığından." Dış dünya ile içsel yaşantılar arasındaki çatışma;Kivi'nin , neredeyse , bütün eserlerinde farklı biçimlerde sergilenmektedir.Bu çatışmalar , trajedilerde ağır sonuçlara yol açarken;komedilerde , gerilimi mutlulukla yumuşatan baş karakterlerin hepsi için de , her zaman uygun olmayan çözümlerle son bulur.Aşk ve onun neden olduğu anlaşmazlıklar , Kivi'nin komedilerinin anahtar malzemelerindendir.Evlilik planları , kimi zaman başarısızlıkla sonuçlansa da; Kivi'nin oyunlarında , bu temaların mizahi çeşitlemelerini bulmak olanaklıdır.Düşünce değişikliği ve uzlaşma da , Kivi'nin komedilerinde ve mutlu sonla biten diğer eserlerinde , sıklıkla yinelenen temalardır. Kivi , ilginç ve özgün bir şairdir aynı zamanda.Şiirin ölçüsünü , konuşma dilini temel alarak oluşturmuş;uyağı , neredeyse tümüyle bir yana atmış ve Fincenin , ünlü uyumu ile ses gücü adına sunduğu olanaklardan , geniş ölçüde yararlanmasını bilmiştir.Oksanen ve Krohn'un şiirleri , Kivi'ninkilere kıyasla , teknik olarak daha sağlamdır.Fin şiir dili , gelişim çizgisini , Oksanen ve Krohn'un açtığı yolda sürdürmüş;buna karşın , Kivi'nin tarzı , kendine hiç izleyici bulamamıştır.Bunda , Kivi'nin işlemeyi seçtiği konu çeşitliliğinin de , hiç kuşkusuz payı vardır.Çünkü , şair;o dönemde büyük ilgi toplayan , vatansever şiirlerinden çok az yazmıştı.Aşk şiirleri ise , çağdaşlarında sıklıkla gözlemlenen , aşırı romantize edilmiş bireysel havadan oldukça uzaktır.Kivi , bunun yerine , geniş betimsel panoramalar oluşturmayı yeğlemiş ve insanın kaderini anlatan , uzun destansı şiirler yazmıştır. Kivi'nin eserlerinde;anlamlı bir şekilde , komşularıyla ve çevreleriyle sorunlar yaşayan , topluma uyum sağlamakta zorlanan ve mutsuz aşk ilişkileri yaşayan karakterlerle karşılaşırız.Yazar , sıradan taşra insanını , gerçekçi bir şekilde betimlemeyi seçmiş ve iyimser ya da kendi deyişiyle , mizahi bir felsefesi olsun istemiştir.Kivi , derin duygular da yaşamış ve aşkı;karanlık , yıkıcı bir güç ya da kendi hayatında karşılığını bulamadığı , doyurulmamış düşsel bir duygu olarak nitelendirmiştir.Eserlerini yazarken , doğduğu yörenin lehçesini kullanmıştır.Onun kullandığı dil , gelişmekte olan modern dilden çok;eski , edebi Finceye yakındır. Kivi , din ve insanın , Tanrıyla iletişimi üzerine çok az yorum yapmıştır.Hiç dinsel bir bunalım yaşamamış ;ancak , kimi dogmaların doğruluğundan , örneğin , ruhun ölümsüzlüğünden kuşku duymuş ve bu kuşkularını , bazı mektuplarında dile getirmiştir.Kivi , genellikle;karakterlerine , bir dini kabul etme konusunda , kendi açık sözlü , ancak , dingin tavrını vermiştir.Yeri geldiğinde ise , dinsel bir esrime halini de betimleyebilmiştir. Kivi'nin "Yedi Kardeşler" Kitabındaki Özdeyişleri : - Sevgi , bir sabah rüzgarı gibi , dilediği yerden eser;görülmez , ancak , mırıltısı duyulur.Ne hangi yönden estiği , ne de hangi yöne esip gideceği belli olur. - Arzu içten gelirse , katı taşa bile girilir. - Bu dünyada , yaşanırken baş eğiliyorsa , pek büyük bir umutsuzluğa kapılmış olmak gerekir. - Kincilik ve sertlik , şeytanı kovmaz;aksine çağırır. - Eskiyi , hep akılda tutmakta yarar var.Geçmişte ekilen tohumun meyvası , eğer tohum iyi ise yararlı olur. - İnanç , insanları sürekli başarıya ve mutluluğa götürür. - Eğer , sen , inancının sağlam kalkanına ve vicdanının güçlü kılıcına sahip isen , şeytanla da dostluk kurabilirsin. - İrade , kötü talihi yener. - İrade , mutluluğun kaynağıdır. - İyi bir ev hanımı ve anlayışlı insanda saygı uyandıran bir eş , erkeğine mutluluk verir.Ona arkadaş olur.Onun gururu ve namusudur.Evini , neşe ve rahatlık yuvası haline getiren de bu kadındır.Kocası , böyle bir kadını , değerli bir mücevher gibi gözetmeli , göğsünde taşımalı ve gözbebeği gibi sevmelidir;bu , erkeğin görevidir.Bir de şu var: Bana öyle geliyor ki , kocalar karılarına , hiçbir zaman "Şu bizim komşunun karısı var ya , aman ne iyi kadın" ya da "Eşi benzeri olmayan rahmetli anam , mezarında rahat yatsın!" gibi sözler söylememeli;eşlerini , başka kadınlarla kıyaslamamalıdır.Onların ufak tefek hatalarını görmezden gelmeli;hataları olursa da , tatlı dille uyarmalıdır. Kaynakça : - A History of Finnish Literature Jaakko Ahokas / 1973 - A History of Findland's Literature George g.Schoolfield / 1998 - Literature of Findland Kai Laitinen / 1994 - Litterature de Finlande Europe / 1985 - Aleksis Kivi Books and Writers - Dictionnaire des Litteratures Philippe Van Tieghem / 1984 - Dictionnaire biographique des Auteurs Laffont-Bompiani / 1994 - Le Nouveau dictionnaire des Oeuvres Laffont-Bompiani / 1994 - Kindler Neues Literatur Lexikon 1990 - Türk ve Dünya Edebiyatçıları Aziz Çalışlar
- Tiyatro Ansiklopedisi Aziz Çalışlar - Yedi Kardeşler Aleksis Kivi - Kalevala Balkanoğlu Yayınları / 1965 - Ana Britannica Ana Yayıncılık / 1986 - Büyük Larousse Gelişim Yayınları / 1986
|