Kralın Şairi
(Seçmeler)
                      
Çeviren: Ferihan Hasan Panayır

Benliğim, mavi gökyüzü gibi,
Kaçıp gittiğinde bir yerlere;
Bir şimşek gibi doğuyor
Ve yaklaşıyorum ona.
Ey, gökyüzü!
Sevinçten nasıl da ses veriyorsun,
Bir düşünü anımsar gibi gülümsüyorsun.
Tüm İsveçli erkekler
Ve tarladaki bizler,
Öylece bırakıp sabanımızı,
Aşağıya koşup çağırdık;
Masamıza davet ettik o papazı.

Bir İngiliz öneride bulunuyor;
Büyük kral Karl’ın sevdiği şeyin,
Dürüstlük ve inanç olduğunu söylüyor.,
Öğreniyoruz, içimiz esenlik dolu,
Onun saf bir Hıristiyan olduğunu.
Ayakkabı gönderiyor bize
Ve her iki dilde yazılmış kutsal kitap,
Sevinç duyuyoruz bunlarla;
Okuma öğretme zamanı şimdi komşulara.

Bir düşün, şu andan söz ediyorum;
Cedrar’ın sözüne kulak ver!
Bakıyorum da ayaklarım,
Hiç olmadıkları kadar güç dolu;
Hiç olmadıkları kadar,
Çevik ve istekli.
Yurdundan çıkıp gelmiş,
Şimdi, o ağacın altında;
Sanki yabancı bir sahilde,
İyilik ve kötülük bir arada.
Yurtdışından gelmiş olsa da,
Tuhaf bir duruluk duygusu getirdi buraya;
Sanki bahçede,
Bir çiftçinin konuşması ya da
Gün batımında, horozların bağırması gibi.

Kim olduğumu bilmiyorum.
Düşüncelerim gölleri aşıp,
İsveç’in kuytularına gittiğinde;
İçimdeki güç,
Birden parlıyor
Ve halen yaşıyor.
Zaman geçmesine rağmen,
Doğduğum yere döndüğümde;
Fırtınaya rağmen,
Bir yelkenliye biniyorum.
Tüm akıntılara karşı,
Akıllı bir denizcinin,
Doğayla savaşımındaki gibi;
Kendimde, kuzeyin sanatının,
Yansımasını görüyorum.

Çocukluğumun geçtiği yerleri,
Görünce cesaretleniyorum
Ve şöyle söylüyorum:
Wermeland, sen ki tüm ülkelere ödülsün,
Sen istek dolusun;
Aşkın gerçek onuruyla dolu.
Sen öyle bir ülkesin ki,
Bir yeryüzü cennetisin.
Gözlerimizi kapatarak mı bakmalıyız,
Koyunların olduğu ağıla;
Kilisenin sunduğu,
Kurtuluşa giden o yola.
Öyle sevinçliyim ki,
Senin gibi bir kralım var!

Tanrı seni kutsasın, kral Karl;
Sonsuza dek,
Dünya yol aldıkça seni kutsasın!
Ama unutma,
Olmalı zenginlik inançla;
Gözlerin aradığı sürece,
Meyvasını sunsun Tanrı sana!
Günlerin yavaş geçsin,
Yılların güzel olsun,
Bedenini gizler gibi gizlenmiş askerler ormana;
Tüm korkularına karşın,
Öğretiyorsun sen,
Bir İsveçli gibi sevinmeyi
Ve onur duymayı onlara.

 

Gotların Savaş Şarkısı
(Seçmeler)

Peter, bir gece düşünde,
Bir dost gibi yakınlık duyduğu kadını gördü.
Onu kavramak istedi
Ve eşarbından, sertçe tutup çekti.
Ancak, sonradan duydu ki, ona kral Karl aşıktı.

Eşarbını çekip aldığında karşı koymadı,
Kadın yatağa uzandı,
Onun ayakları dibine;
O anda, Peter nefes nefese uyandı.

Yatağın ortasında oturan Peter,
Her şeyin kuşku verici olduğunu söyledi:
“Gecelerin neleri gizleyebileceğini bilmiyoruz
Ve yapabileceklerini de”

Peter iki çocuğa bağırdı:
“Horozlar gibi ötmeye başladınız,
Bana kehanetçileri getirin;
Onlarla konuşmak istiyorum!”

Kehanetçiler, yatağın ucuna geldiler;
En özenli bir şekilde.
Giysilerinin tümü deridendi
Ve Peter’i yatakta bekler buldular.

Peter’in huzurunda eğildiler,
O da, yatakta korku içinde öylece bakmaktaydı.
Ona cesaret vermeye çalıştılar:
“Neden böyle bir acıyla uyandınız ki”

Oysa, biz senden başka bir yasa bilmeyiz;
Belleklerimizde senden başka bir şey yok.
Böyle bir günde uyuyorsun ve
Şimdi vicdanın neden huzursuz?

Peter, Garda-Rijke’nin,
En yetkin beyefendisi değil midir?
Hiç hata yapmayan o,
Güç ve onurun sahibi değil midir?

Kızgın bir şekilde yanıtladı Peter
Ve çevresine şöyle bir bakıp,
“Gösterin bakalım işaret sanatınızı;
Ki, içinde bulunduğum durum ortaya çıksın!

Benim başımdır gidecek olan,
Karıncayiyen bile duydu.
Boğazınıza mal olabilir;
Düşümde gördüğümü, bir an önce söylemezseniz”

Ey, merhametli Peter, bize zarar verme;
Sana şöyle bir yanıt verelim:
“Biz, senin düşlerini ancak tahmin edebiliriz;
Boğazımıza bir ip geçirilinceye kadar.

İpler boynumuzu sardığında, kehanet acı verir;
Peter, aşıkların boynunu sıkacaksın.
Artık, Rus kadınlar sana bakmaz olacak;
Hangi güzel gelirse gelsin.”


 

E-MAİL

asmakat2002@yahoo.com