 |
Hayatı :
Guarini , 10
aralık 1538'de Ferrara'da , soylu bir ailede doğar.Babası Francesco
Guarini'dir.4.kuşaktan büyükbabası ise;Guarini soyunun temellerini ,
15.yüzyılda Ferrara'da atmış olan , hümanist Guarino da Verona'dır.
Guarini;önce
Pisa'da , sonra da Padova'da öğrenim görür ve 1557'de 19 yaşındayken ,
retorik profesörlüğüne atanarak , retorik ve ahlak felsefesi dersleri
vermeye başlar.Daha sonra , üniversitede sekreter olarak çalışır.Bu arada
, kendine kalan büyük miras sayesinde , soylu bir kız olan Taddea de
Bendedei ile evlenir. 1563'de , Scipion de Gonzague'nün Padova'da kurduğu
, "Etherese Akademisi" 'nin başına geçer.
1567'de , son
Ferrara dükü olan 2.Alfonso d'Este'nin hizmetine girer.Bu hizmet süresi
içinde;1570-71 arasında Torino'ya , 1574-75 arasında ise Roma , Venedik ve
Polonya'ya elçi olarak gönderilir.Orada , dük Alfonso'ya Polonya tacını
kazandıran görüşmelere katılır.
Guarini , sarayda
, dükün hizmetinde olan Tasso ile tanışır ve onunla çok iyi dost
olur.Ancak , 1579'da , kültürsüz ve acımasız biri olan dük;devamlı genç
bayanlarla gezen Tasso'yu , ruhsal dengesizlikten kaynaklanan davranış
bozukluğu gerekçesiyle , akıl hastanesine gönderir.Guarini de , kötü
niyetli sekreterleri olan , Pigna ve Montecatini yüzünden , Tasso ile
bozuşmuştur.Tasso , akıl hastanesine gönderilince; dük , Guarini'ye ,
saray şairliği görevini önerir.Guarini , bu öneriyi kabul ederek;saray
şairi olarak , Tasso'nun yerini alır.
Guarini , dostu
Cornelio Bentivoglio'ya yazdığı bir mektupta;bu görevi , tam anlamıyla
yerine getirebilmek ve Tasso'nun yerini doldurabilmek için , nasıl çaba
harcadığını anlatır.Mektupta , kendini başka bir insana dönüştürmek için
çabaladığını;gençlikteki karakterini , duygularını , giysilerini edinmeye
çalıştığını ve doğal , melankoli durumunu , yapay bir neşeye
dönüştürdüğünü yazar.Ayrıca , şimdiye
kadar , hiç hissetmediği aşkları yaşayıp , bilgeliği deliliğe
çevirdiğini;dolayısıyla , bir filozoftan bir şaire dönüştüğünü de ekler.
Ancak Guarini ,
1582'de , kişiliğiyle ve yetenekleriyle bağdaştıramadığı bu ikiyüzlü hayat
tarzını terk ederek , babasından kalan çiftliğe yerleşir.Bu çiftlikte ,
kendini , ailesine ve edebiyat çalışmalarına adar.Ayrıca , hayatını düzene
sokmaya çalışır.Ancak , bu gerçekleşmez.Öncelikle , genç yaşta karısını
kaybeder ve mal paylaşımında da , oğullarıyla anlaşmazlığa
düşer.Oğullarından biri , kızkardeşi Anna Guarini'yi , onun kocası Ercole
Trotti ile birlikte öldürür.Yazarın hayatı;bu oğlu ve diğer oğullarıyla ,
karşılıklı davalarda geçer.
Guarini , 1585
yılında , bir oyunun halka açık ilk gösterimini yönetmek ve denetlemek
için Turin'de bulunduğu bir sırada;dük Alfonso , onu Ferrara'ya geri
çağırır.Yazar , geri döner;devlet bakanlığı ve dükün sekreterliği ile
görevlendirilir. 1588'e kadar , dükün hizmetinde kalan yazar;onunla
anlaşmazlığa düşünce , sarayı terk eder.Guarini , hizmetinde olduğu 2.Alfonso'nun
dışında;önceleri , Savoy dükü Emmanuel-Philibert'in
ve Mantova dükünün hizmetinde bulunmuştur.Sarayı terk ettikten sonra ise ,
önce Floransa'ya taşınır.Oradan Roma'ya geçer.1592'de , Vincent de
Gonzague'nün hizmetine girer.
1599'da , Toscana
büyük dükü 1.Ferdinand'ın hizmetine girer.Aynı yıl , Floransa'ya dönerek ,
Ferdinand de Medici'nin yardımcısı olur.Burada , büyük dükün oğlu ; yazarı
, onursuz bir evliliğe zorlar.Bunun üzerine , yazar , Medici sarayından
ayrılır.1602'de , Urbino dükü Francesco Maria della Rovere 'nin hizmetine
girer.Ancak , aradığı esenlik ve dinginliği burada da bulamaz ve 1604'te , buradan
ayrılır.Daha sonra , Ferrara'ya dönen Guarini;çeşitli davalara bakarak ve
çağdaşı olan eleştirmenlerle tartışmalara girerek , son yıllarını geçirir.
Yazar , 7 ekim 1612'de , 75 yaşında Venedik'te ölür.
Eserleri :
1) Polonya'nın sorunları üstüne söylevler 1574 -
75
Guarini , bu eserini , Polonya'da elçilik
görevinde iken yazmıştır.Eser , daha sonraki bir tarihte yayınlamıştır.
2) Sadık Çoban 1582 - 90
Guarini'nin;1582'de
, sarayı terk ederek , babasından kalan çiftliğe yerleştikten sonra
yazmaya başladığı pastoral oyunu.Yazımı ve gözden geçirilmesiyle yıllarca
uğraştığı bu trajikomedi;1590 yılında yayınlanmış ve ilk kez , 1595'te ,
Crema'daki karnavalda sahnelenmiştir.
Bu pastoral dramda
, olaylar , Yunanlı yazar Pausanias'tan alınmıştır ve Arkadya'da geçer.Arkadlar
, her yıl düzenli olarak , Tanrıça Diana'ya bir bakire kurban
etmektedirler.Dini görevli Montano , Herakles'e giderek , kahinlerin
görüşlerini iletir.Bu görüşlere göre;gökyüzünde iki kişi , aşk ile
birleşmedikçe , kötülüklerin ardı arkası kesilmeyecektir.Montana , bu
kötülükleri uzaklaştırmak için;oğlu Silvio'yu , bir Nympha ile
birleştirmek ister.Ancak , Silvio'nun gözü , avcılıktan başka bir şey
görmemektedir.Ayrıca , Amarili ile de nişanlıdır.
Çoban Mirtillo ise
, Amarilli'ye aşıktır.Corisca da , çoban Mirtillo'ya aşıktır. Ancak ,
Mirtillo sevdiğine sadıktır.Corisca , sevdiğine kavuşabilmek için , bir
hileye başvurur ve yaptığı bir planla , Amarilli ve Mirtillo'yu bir
mağarada buluşturur.Arkadya yasalarına göre;nişanlısını aldatmış olan
Amarilli'nin , Tanrıça Diana'ya kurban edilmesi gerekmektedir.Mirtillo ,
Amarilli'nin yerine kurban edilmesini ister.Bu sırada , Mirtillo'nun
babası Carino gelir ve aslında , onun kendi oğlu değil ; Montano'nun oğlu
, yani , Silvio'nun da kardeşi olduğunu söyler. Böylelikle , karışıklık
çözülür. Mirtillo , Amarilli ile;Silvio ise , aşık olduğu Dorindo adlı bir
çoban kızı ile evlenir.
Eser;karmaşık
yapısı , yan olayların ve yardımcı kişilerin etkili biçimde kullanılma
tekniği ve yüksek nitelikli koşuklu diliyle , ön plana çıkar.Eser ,
fazlasıyla ayrıntılı ve akıllı bir kurguya sahiptir.Tüm neden-sonuç
ilişkileri , titizlikle kurulmuş ve her olay , olabildiğince geniş ve
incelikle işlenmiştir.Ancak , yine de , Sophokles ve Shakespeare ekolüne
alışmış olan okuyucuyu , düş kırıklığına uğratmaktadır.
Sanki , olaylar
sahnenin dışında geçiyor ve seyirciler ise;sahnede yalnızca , olayların
sonuçlarını sergileyen durağan bir tablo seyrediyor gibidir.Oyun , sadece
biçimsel olarak değil;içerik ve duyguların , durağan anlatımına uygun
müzik seçimi açısından da lirik bir eser sayılır.Karakterler , ustaca
oluşturulmuş ve görkemli bir canlılıkla sunulmaktadır.
Soğuk ve hırslı
avcı Silvio , sevecen ve romantik Mirtillo ile karşıtlık oluşturmaktadır.Corisca'nın
uyanık tavırları ve sahte güzelliği de , Amarilli'nin saf aşkına
karşıttır.Guarini , Carino tiplemesinde , kendi bireysel deneyimlerini
yansıtmış ve Ferrara sarayını acımasızca yermiştir.Corisca'da , şehir
hayatının bozduğu bir birey portresi çizilmektedir.Yazar , düşsel ve
ülküsel Arkadya ülkesinin tekdüzeliğini gidermek amacıyla , yergiden
böylece yararlanmış olmasına karşın;oyunda , çağının İtalyan toplumundaki
değişim ve çağdaş duyarlılığı da yansıtmıştır.
"Sadık Çoban" ,
hep duygusallıkla anılmışsa da;söz oyunlarıyla pekiştirilmiş ve
alçakgönüllülükten yoksun betimlemeleri , kışkırtıcı bulunmuştur.Oyunun
tanımladığı aşk , yırtıcı ve kontrolsüzdür.Duyguların arka planında ,
tutku ve kösnüllük vardır.Kardinal Bellarmine , yazara , kendisinin
yumuşak başlılığı ve dalkavukça tutumuyla ; Luther'in , başkaldırısıyla ,
Hıristiyanlığa yaptığından daha çok zarar verdiğini itiraf etmiştir.Oyunun
dili ise;klasik , hayranlık uyandırıcı ve inceliklidir.Yazarın
özdeyişlerle dolu anlatımı , onun ahlakçı yönünü ortaya çıkarmaktadır.
"Sadık Çoban" ,
sanat değerinden çok , neden olduğu sayısız tartışmalar yüzünden önem
taşır.Trajedi ve komedi türlerini birleştirmesi , yani;trajikomedi adlı
yeni bir türün ortaya çıkması , farklı görüşleri doğurmuştur.Guarini'ye
göre , ozanın görevi;sadece eğitmek değil , eğlendirmektir de.Birlik
ilkesinin dışlanarak , birkaç aşk öyküsünün bir arada işlenmesi ve
eserdeki ahlak anlayışı da tartışmalara yol açmıştır.Özellikle , Aristo'cu
çevreler , esere karşı çıkmıştır.
Tasso'nun , "Aminta"
adlı eserinden esintiler taşıyan bu oyun;"Aminta" 'nın lirik yalınlığına
ulaşamasa da , kısa sürede , ondan daha büyük başarı elde etmiş ve
döneminin , başka dillere en çok çevrilen ve öykünülen eserlerinden biri
olmuştur. Oyun , etkisini 200 yıl boyunca sürdürmüştür.Pastoral bir eserin
, edebiyat tarihinde bunca önemli bir yer tutması şaşırtıcıdır.Hele
16.yüzyılın sonunda , İtalya'nın kendisini , "Sadık Çoban" 'ın ana
düşüncesiyle tanımladığı ve devrim çağına dek , bu oyunun , tüm Avrupa
sanatını da etkilediği düşünülürse;bu şaşkınlık daha da artacaktır.
3) Sıska Kadın 1584
Guarini'nin ikinci
oyunu olan bu eser;daha önceki oyunun yapısal yöntemi içinde , sağlam olay
örgüsüne dayalı , incelikli bir düzyazı dilini içeren bir komedidir.
4) Sekreter
Guarini'nin ,
diyaloglar içeren bir eseridir.
5) Mektuplar 1593
6) Gerçekler I , Gerçekler II 1590'lı yıllar
Bu iki eserde ,
Guarini'nin polemik yazıları vardır.
7) Şiirler 1598
8) Politik Özgürlük Üstüne Bir Deneme 1599 - 1600
Guarini'nin ,
Floransa'daki Medici yönetiminin desteğiyle hazırlamış olduğu bu eserde ,
yazarın politik tezleri vardır.
9) Trajikomedi Üstüne 1601
Guarini'nin;ilk
oyunu olan "Sadık Çoban" 'ın yapısı nedeniyle , aldığı eleştirilere karşı
yazmış olduğu savunma yazısı.Özellikle , Padova'lı G. de Nores'in
kendisine yönelttiği eleştiriler nedeniyle yazdığı bu eserinde , yazar;
trajikomedinin , hem trajedi hem de komedi ögelerini taşıyan , kendine
özgü bir tarz olduğunu savunur.
Ona göre Aristo ,
trajediye;korku ve acıma duygularını uyandırarak , seyirciyi kötü
duygulardan arındırma(Katharsis) işlevi yüklemiştir.Guarini , artık
insanlara , iyiliği ve doğruyu öğretecek olan İncil bulunduğu için ,
trajediden bunu beklemenin yersiz olduğunu düşünür.Ona göre;komedi de ,
gerçek anlamını yitirmiştir.Tuluat tiyatrosu ise , komediyi
bayağılaştırmıştır.Guarini , bu monotonluğu ve sıkıntıyı önlemek için ,
klasik geleneklerde yenilik yapılmasını savunur.Ona göre , trajikomedi
yani pastoral dram;trajedi ve komedi türlerinden alınan ögelerin bir
sentezi sayılmalı ve değişen zaman koşullarının yarattığı , yeni ve
bağımsız bir tiyatro türü olarak kabul edilmelidir.
10) Bedeni Su Toplamış Kişi 1609
Sanatı :
Sağlıklı ve güçlü
bir akla sahip olan Guarini;amaçlarında kararlı , kendi gücüne inanan ,
sağlam ilişkiler kurmada yetkin biridir.Ancak , yetilerini kullanabileceği
olanağı bulamamıştır.Sarayın zorunlu pasifizmi , onu;çabuk öfkelenen ve
tutarsız tepkiler veren biri durumuna getirmiştir.Şiirden , sözde bir
alçakgönüllülükle söz eden şair;şiirin , boş zamanlarda oyalandığı bir
uğraş olduğunu söylemiştir.Ölümünden sonra ortaya çıkan şiirleri;şaire ,
kalıcı bir ün sağlayacak kaliteden uzaktır.
Guarini , trajedi
ve komediyi birleştirerek , trajikomediyi yani pastoral dramı
oluşturmuştur.Rönesans döneminin bu yazarı , Tasso ile birlikte , pastoral
tiyatronun kurucusu sayılır.
Kaynakça :
- İtalyan Edebiyatı Tarihi Süheyla Öncel
İtalyan Kültür Heyeti / 1986
- Tiyatro Ansiklopedisi
Aziz Çalışlar
Kültür Bakanlığı Yayınları / 1995
- Batista Guarini Encyclopedia Britannica
/ 1911
- Batista Guarini The Catholic Encyclopedia /
1999
- Dictionnaire Biographique des Auteurs
Laffont - Bompiani / 1964
- Le Nouveau Dictionnaire des Oeuvres
Laffont - Bompiani / 1994
- Ana Britannica
Ana Yayıncılık 1986
- Büyük Larousse
Gelişim Yayınları 1986
- Türk Ansiklopedisi
Milli Eğitim Yayınları / 1946
E-MAİL
asmakat2002@yahoo.com
 |