![]() |
![]() |
Fazekas , 6 Ocak 1766’da , Macaristan’ın doğusundaki Debrecen şehrinde doğdu. İlk eğitiminden sonra , zengin bir ulusal ve Protestan kültürel altyapıya sahip olan , ünlü Debrecen Üniversitesi’nde eğitim gördü. Henüz çocuk denecek yaşta orduya katıldı. 1782-1796 yılları arasında , Moldavya’da Türklere karşı ; Belçika , Almanya’nın Ren Bölgesi ve Kuzey Fransa’da ise , Fransızlara karşı savaştı. Ne var ki , katıldığı bu seferlerde askeri coşku ve heyecanı durulan Fazekas , orduya hizmet vermeyi , giderek artan bir isteksizlikle sürdürmüştür. Voltaire’in , “Candide” adlı eserindeki , “Bahçemizi Yetiştirelim!” şeklindeki öğüdünü tutan Fazekas , bahçesini titizlikle ve incelikle düzenlemiş ve kendisini; 19. yüzyılın ilk yıllarında , toplumun düşmanlığından koruyacak bir sığınak haline getirmiştir. Debrecen’in bilim hayatında önemli bir rol oynayan Fazekas , Mihaly Csokonai Vitez’in yakın arkadaşıdır. Yazar , 23 Şubat 1828’de , doğduğu şehir olan Debrecen’de ölür.
Eserleri: 1) Kaz Çobanı Matyi 1804 Fazekas’ın , 1804 yılında yazdığı ve 1815 yılında , anonim olarak yayınlanan anlatımcı-komik şiiri. “Kaz Çobanı Matthias” olarak da anılan bu eser , 1817 yılında tekrar basılmıştır. Yazar , Macarcası “Ludas Matyi” sözcülerinde yer alan “Ludas” sözcüğünde ilginç bir cinas yapmıştır. Bu sözcük; Macar dilinde , hem kazların sahibi ya da kaz çobanı , hem de kurnaz kişi anlamına gelmektedir. Esere adını veren Matyi; haylaz , tembel , ancak kurnaz bir köylü çocuğudur. Matyi ,dul annesinin kazlarını satmak için Döbrög Pazarına götürür. Toprak sahibi Döbrögi , kazları almak ister; ancak , bunun üzerine , Döbrögi; hem kazları alır , hem de Matyi’ye 50 değnek vurdurur. Buna çok sinirlenen Matyi ,bu haksız davranışa , 3 katı karşılık vermeye yemin eder. Deneyim kazanmak için geziye çıkan Matyi , küçük bir servet biriktirir. Geziden döndükten sonra , şatosuna onarım yaptırmak isteyen Döbrögi’ye giderek , kendini İtalyan marangoz olarak tanıtır. Döbrögi , onarımda kullanılack keresteleri incelemek için , Matyi’yi bir ağaca bağlar ve ilk 50 değneği vurur. Döbrögi , yerde baygın yatarken , Matyi; giysilerini değiştirir ve bir Alman askeri doktoru olarak , sözde Döbrögi’nin yardımına koşar. Döbrögi’nin uşaklarına , şifalı bitkiler toplamasını söyleyen Matyi , onları uzaklaştırır ve Döbrögi’ye ikinci kez 50 değnek vurur. Döbrögi , kaçan Matyi’nin arkasından , onu aramaları için adamlarını yollar. Kendisini korumak için de , 20 silahlı adamını yanına alır. Bir panayıra saklanan Matyi , Döbrögi’nin adamlarını atlatır ve atının üzerinde korkuyla bekleyen Döbrögi’yi yakalayarak , üçüncü kez 50 değnek vurur. Böylelikle sözünü tutup yediği dayağın öcünü 3 kat fazlasıyla alan Matyi , o yöreden ayrılır. Döbrögi ise , suçunu anlayıp , yönetimindeki kişilere insanca davranmaya karar verir. “Kaz Çobanı Matyi” , Macar edebiyatında , bir masal konusunu örnek alan ilk eserdir. Fazekas’ın; bu eserinin konusunu , önceleri 13. yüzyılda , Doiun de Lavesnes tarafından yazılmış bir Fransız fablından aldığı sanılıyordu. 2984 dizelik bir roman uzunluğunda olan “Roman de Trubert” , yani “Trubert’in Masalı” adlı bu fablda; annesi ve kız kardeşiyle birlikte ormanda yalnız yaşayan Trubert , pazara sığır yavrusu satmaya götürür. Ancak , orada bir aptallık yapar ve sığır yavrusunu satacağına bir keçi alır ve onu güzelce boyar. Keçiyi bir düşes görür ve almak ister. Trubert keçiyi satar. Parasını almak için , marangoz giysileriyle , kendisini bir zamanlar küçük düşürerek alay eden dükün şatosuna gider. Orada , düşese sahip olur. Daha sonra , dükü ormana götürerek , ağaca bağlar ve döverek yaralar. Dükün yaraları doktor gerektirdiği için , Trubert; doktor giysileriyle geri döner ve dükü yine döver. Oradan kaçmaya çalışan Trubert , dükün adamları tarafından yakalanır. Ancak , dükün kız kardeşinin giysilerine bürünen Trubert , bu kez kaçmayı başarır. Bu fablda , olayın kahramanı , 3 kez giysi değiştirir ve 2 kez dayak atar.”Kaz Çobanı Matyi”de ise , olayın kahramanı 3 kez giysi değiştirir , ancak ; 2 değil , 3 kez dayak atar. Eserin farklı bitmesi; Fazekas’ın , konuyu bu Fransız masalıdan doğrudan almadığını , bazı bölümlerine öykündüğünü gösteriyor. Aslında , bu eserin özü , yani , yoksul bir kişinin , zengin ve güçlü birisi yüzünden haksız yere acı çekmesi , uluslararası folklarda sıkça rastlanan bir motiftir. İlk olarak , M.Ö. 704 yılında Asur’lularda ortaya çıkmış ve bu ilk haliyle , Nippur’lu yaşlı bir adamın , Arap ülkelerini aşarak , sonunda İspanya ve Sicilya’ya ulaşmasının öyküsü olan ve “Nippur’lu Fakir Adamın Masalı” adını taşıyan eser , sonraları , Batı Avrupa’da yaygınlık kazanmış ve büyük ölçüde biçim değiştirerek; Romenlerin , Gürcülerin , Ukraynalıların , Rusların ve Macarca konuşan Moldavyalıların halk şiirlerine kadar girmiştir. Fazekas ise; bu öyküyü ilk olarak , olasılıkla , Moldavya’da duymuştur. Bu ünlü motifi , şiir formunda işleme düşüncesi ise; yazarın kafasında , 1804 yılında kaleme alınıncaya kadar , 15 yıl beklemiştir. Fazekas , ele aldığı temaya , Macar duyarlılığını katmak amacıyla , yeni olaylar ve karakterler eklemiş; böylece , çağını ve Macar toplumunun içinde bulunduğu koşulları yansıtmaya çalışmıştır. Şiirin kahramanı Matyi , Avrupa’da anlatılan öykülerde , hakkın ve adaletin savunucuları olan ünlü halk kahramanları gibi bir kişilik olsa da; onlardan daha bütünlüklü ve biçimli , karakteri ise , daha kesin ve bireyseldir. Kahramanın , öykünün başlangıcında kazlarını çalan ve kendisini kırbaçlatan acımasız toprak sahibine , inatla ve azimle meydan okuması , gösterişli bir başkaldırı göstergesi olmasa da;cahil delikanlının , basitliği ve kabalığı , oldukça inandırıcı ve etkileyicidir. Yazarın , görkemli bir başkaldırıyı yeğlememesinin nedeni , kurgudaki bir şaşırtmaca ya da Matyi’nin bir kahramana dönüşmesine gerek olmayışı değildir. Fazekas; Matyi’yi , ticaret öğrenmesi ve para kazanması için bir dünya gezisine gönderir. Genç adam , böylece; bazen bir marangoz , bazen bir doktor giysisine bürünerek ve her fırsatta , toprak sahibini kırbaçlamayı başararak , ondan 3 kez intikam alabilmiştir. İşte , Fazekas bu yolla; burjuvazinin ilerlemesini sağlayan temel ilkelerle , halk öykülerindeki adalet mekanizmasını bağdaştırmaktadır. Öykü , haçlı seferleri zamanında geçiyorsa da , şato ve köy yaşamının betimlemelerindeki birçok ayrıntı; Fazekas’ın , kendi çağını yansıttığını gösteriyor. Toplumsal eleştiri , serflerin ve çiftçi toplumunun , kendi önceliklerini ve gücünü kullanma isteğinin belirtilmesi; Fazekas için , yalnızca masal formunda bir anlatımla olanaklıydı. Eserin sosyal içeriğine bakıldığında; “Kaz Çobanı Matyi'nin kaleme alındığı dönemde , Macaristan’da yayınlanan şiirler arasındaki en yürekli sese sahip olduğu görülür. İlginçtir ki , Fazekas , şiirini yayınlamayı asla düşünememiştir. Üstelik , eserin ilk ortaya çıkışı , yazarın bilgisi dışında olmuştur. Fazekas , ancak şiirin yayınlandığını öğrendikten sonra , ona bir önsöz yazmış ve bu metin aracılığıyla , şiirinin şu anki yaşanılan döneme göndermeler yaptığını yadsımıştır. Ancak zeki okuyucular; bu yadsımayı , eserin güncel sorunlara yaklaşımını vurgulayan ironik bir açıklama olarak yorumlamışlardır. “Kaz Çobanı Matyi” Macar edebiyatında soyluya üstün gelen ilk köylü tipidir. Bu konunun ele alınması; 19. yüzyılın başlarında , Macaristan’da demokrasi hareketinin başladığına işaret eder.Eserin , cesur , demokratik karakteri ve yaşama bakışındaki gerçekçilik , eserin ulaştığı başarı düzeyine , ard arda birçok baskı yapmış olmasına , sahneye uyarlamasına ve bunların ortak bir bileşke ile açıkça gösterdiği gibi , eserin halk tarafından o dönemde üretilmiş ve bugün neredeyse unutulmuş birçok eserden daha büyük bir ilgiyle karşılanmış olmasına rağmen; eser , uzunca bir süre yandaş ve izleyici bulamamıştır. Aslına bakılırsa , bugün bile , edebiyat tarihleri Fazekas’tan çok fazla söz etmezler. Bunun nedeni , belki de; yazarın , döneminin edebiyatının biçimlenmesinde pek de büyük bir rol oynamamış olmasıdır. Eserde , ilk bakışta; çapraşık ve çelişkili gibi görünen dil ögeleri , bu anlatımcı şiirde , uyumlu bir birliktelik oluşturmaktadır. Yazar , bilinçli bir biçimde , şiirinin basit olmasına çalışmıştır. Fazekas , bir yandan neredeyse düzyazıya yaklaşan halk dilini kullanırken; bir yandan da , Macar şiirinde , o dönemde henüz benimsenmekte olan “Hexametre”yi , yani “6 ölçülü dizeyi” kullanmıştır. Şiirde kullanılan basit ve gösterişsiz dil ile kahramanlık şiirlerinin görkemli altılı formu arasındaki çelişki , bir yadırgama yaratıyorsa da ; yazar , eserin bütünündeki güldüren , komik etkiyi , bu garip durumdan sağlamaktadır. Sıkı olay örgüsü , iki ana karakterin tutarlı psikolojik ve yergi kıvılcımları yanında ; eser , oldukça kendine has bir görünüm sergilemektedir. Masalsı sade içeriğe , ilginç bir karşıtlık gibi duran klasik Hexametre’nin iddialı çerçevesi , yaşama yakın ve halkın dili ile doldurulur. Petöfi’nin gerçek değerini saptamasına kadar , “Kaz Çobanı Matyi”nin okuyucuları , sadece çiftçilerle sınırlı kalmıştı. Ancak , günümüzde bu zeki çoban , en bilinen edebi figürlerden biri ve Macar gülmecesinin somut kişiliği olmuştur.
2) Askerin Veda Şarkısı Genç yaşta orduya giren ve çeşitli savaşlara katılan Fazekas’ın , ordudaki görevini sorguladığı şiiri. Bu sorgulama bağlamında şöyle yazmaktadır Fazekas: “Ellerim , hanedan armalarının ve ünlü kişilerin hizmetinde , daha fazla kan dökmeyi istemiyor.”
3) Şifalı Bitkiler Kitabı 1807 Fazekas’ın , Farkas Dioszegi ile birlikte , 1807 yılında yazdığı botanik kitabı. Bu kitap , ilk Macarca şifalı bitkiler kitabıdır.
4) Çeşitli Şarkılar ve Şiirler Fazekas; dini , askeri , felsefi ve lirik şiirlerden başka , insanlara karşı duyduğu sevginin ve aşkın anlatıldığı , derebeylik sisteminden duyduğu hoşnutsuzluğun dile getirildiği şiirler ve Macar ovası ile doğanın betimlendiği şiirler yazmıştır. Fazekas’ın ayrıca Rokoko tarzında şarkıları vardır.
5) Astronomi Üzerine Eserler Bilimsel araştırmalara meraklı olan Fazekas’ın astronomi üzerine eserleri vardır.
Sanatı: Fazekas; ilk şiirlerini , askeri deneyimlerinden ve yaşadığı geçici aşk ilişkilerinden esinlenerek kaleme almıştır. Bu şiirlerin kadın kahramanları , döneminin aşk şiirlerinde oldukça yaygın biçimde yer alan , seçkin , duygusal ve gelenekselleşmiş kadın tipinin aksine; burjuva kökenli bir Alman ya da Fransız kızı olan Ameli , Moldavyalı Romen köylü kızı Rusanda gibi , başka yaşam tarzlarının temsilcileridir. Ancak , Fazekas’ın sanatındaki gerçekçilik anlayışı , bu kadınların köylü oluşlarına ya da burjuva kökenlerine değil; bunların yanı sıra , duygularının ve ruh durumlarının inandırıcı bir aktarımına da dayanmaktadır. Bu anlatım tarzının gücünü; yazarın doğa sevgisinden esinlenerek kaleme aldığı , daha sonraki şiirlerinde de görmek olanaklıdır. Doğa , onun için zaman zaman bilimsel araştırmalar ve şiirsel esinin kaynağı olmuştur. Ne var ki , Fazekas’a göre , doğa hiç de vahşi ve romantik değildir. Buna karşın , insan elinin biçimlendirdiği ve Voltaire’in işaret ettiği kendi bahçesi , bu niteliklere alabildiğine sahiptir.
Kaynakça: A History of Hungarian Literature Tibor Klaniczay/1983 Dictionnaire des Litterature Philippe Van Tieghem/1984 Kindler Neues Literatur Lexikon 1989 Macar Edebiyatı Tarihi Janos Eckmann Türk Ansiklopedisi
Sosyalist Kültür Ansiklopedisi
|