"Mikrokozmografi" 'den Seçme Denemeler :
                                             Çeviren :
Murat Acar

Çocuğa Dair

      Bir çocuk , küçük harfle yazılmış bir adamdır. Adem'in ya da Havva'nın , elmanın tadına bakmadan önceki halinin , en kusursuz kopyasıdır. Çocuk mutludur. Çünkü , şu dünyada; küçücük edimleriyle yazdığı , yazacağı , yalnızca kendi karakterinden oluşmuştur. O , doğa'nın yeni çizilmiş ve henüz kurumamış yağlıboya bir resmidir. Zamanla ve daha da işlendikçe , yıpranacak ve renkleri solacaktır. Ruhu , henüz dünyaya dair gözlemlerle karalanmamış , beyaz bir kağıttır. Ne var ki , ilerde;bunlarla doldurularak , yıpranmış bir deftere dönüşecektir. İliklerine kadar mutludur. Çünkü , kötülük nedir bilmez;ne de , günahlar onu yoksullukla tanıştırmıştır henüz. Akıllı olmanın , arabozucu gururuna sahip değildir; ne de , başına gelecek kötülükleri öngörebilir. Her şeyi sever ve öper;kızılcık sopasının acısı geçince , kendine vurana gülümseyiverir. Doğa da , ailesi de , onu kucaklarında hoplatır ve bir pelini şekerle kaplar gibi , tatlı sözlerle kandırırlar. Bir çırağın ilk günündeki gibi , her şey bir oyundur onun için. İşinin , melankoli olduğunun farkında bile değildir. Aldatıcı bir organını kullanmaya gönülsüzmüşçesine , en zorlu uğraşı dilidir. Yine de , çocukça bir şeyler gevelemeye başlar başlamaz;dilini , en iyi arkadaşı belleyiverir. Aptalca neşesine kahkahalarla güleriz;ama , aslında , o bizimle dalga geçmektedir. Onun trampetleri , çıngırakları ve oyuncak atları , yetişkinlerin işlerinin birer simgesi ve öykünmesinden başka bir şey değildir. Babası , onu;kendi küçük öyküsü olarak yazmıştır.  Onda , hayatının , artık anımsamadığı geçmiş günlerini okumakta ve saflığını , nasıl yaşayarak tükettiğini gördükçe , göğüs geçirmektedir. Çocuk büyüdükçe , Tanrı'dan bir basamak daha uzaklaşır ve aynı babası gibi , pantolonun içinde daha kötü birisi olur çıkar. O , Hıristiyan'ın örneği ve yaşlı kimsenin , depreşen eski haline özlemidir artık. Biri , onun saflığını örnek alırken; diğeri , onun basitliğine düşer. Gövdesini de , küçük ceketi gibi çıkarıp atabilecek olsa;hiçbir zorluğa katlanmaksızın , sonsuzluğa hak kazanabilir ve cennetlerden cennet beğenebilirdi.

Kendini Beğenmiş Adama Dair

      Kendini beğenmiş biri , kendisini öyle iyi bilir ki;kendini bilmez. İki "Yıldızlı Pekiyi" , yok etmeye yetmiştir onu. Ve bu övgülerin , onu çılgına çevirmesinin başlıca suçlusu kendisidir. Artık o , kendi kendisinin özenle okumaya daldığı kitabından başka bir şey değildir. Ve kaytaran , dalgacı bir okuyucu gibi , sıkıcı bölümleri atlayarak ; yalnızca , okuması kolay ve zevkli bölümlerde göz gezdirmektedir. İyi yönleri söz konusu olduğunda , gözleri ; aynı bir sarhoşunkiler gibi , her şeyi çift görür ve düş gücü , bir ihtiyarın gözlüğü gibi , küçücük harfleri kocaman gösterir. Gittiği her yeri , kendi tiyatrosu sanır ve seyircilerinin bakışlarından başka , kendisine çevrilen hiçbir bakışı heyecan verici bulmaz. İnsanların , kendisi hakkında olmayan düşüncelerinin boş olduğunu düşünür. Bir geçit törenindeymiş edasıyla yürür. Gözleri , çoğunlukla kendisine ya da kendine bakan başkalarına dikilidir.  Oysa , hiç kimse , görüşlerine katılmadığı gibi , yürüyüşüne de katılmamaktadır. Eğer , yaptığı bir şey , alkışlarla onaylanmışsa ; ne zaman yalnız kalsa , dinleyicileri her an yanındaymışçasına , bu yaptığını kendinden geçesiye , coşkuyla yineler.  Söylevlerinde , sürekli görüşlerini ve kesin kararlarını ; "Bu böyle olmalıdır!" ya da "Bu böyledir!" şeklinde açıklar. Ancak , bunları kanıtlamaya çalışarak , otoritesinden ödün vermeyecektir. Öğretisi , hepten tekil ve elinden geldiğince , açık-saçıklıktan uzaktır.  Prensiplerinden vazgeçirmeye çalışmamalısınız onu. Kabul edilmiş doktrinlere karşı olan biri için , üstün bir mizah anlayışına sahiptir. Ve şu günlerde , Arminius'un ilk izlenimcilerindendir. Aristoteles yerine , Ramus'u ve Galen yerine de , Paracelsus'u ya da her kim aykırıysa onu yeğler. Kendisini anlamayan dünyaya acır;en iyi anlaşıldığı anda bile. Ona kalırsa , dalkavuk ahmağın tekidir. Çünkü , kendisine;önceden bildiklerinden başka , söyleyebileceği hiçbir şey yoktur. Öte yandan , onu sever de;çünkü , o da kendisi gibidir. İnsanlar , ona acır ve onu yalnız bırakırlar. Çünkü , bir kez mizah anlayışından uzaklaşınca , bozuşmuş iki yakın arkadaş gibi olur : Kendi amansız düşmanı ve gelecekteki katili. Uzun sözün kısası ; o , rüzgarla şişen bir balon gibidir ve rüzgarın yönündeki en ufak değişiklik , havasını kaçırabilir. 

 

E-MAİL

asmakat2002@yahoo. com