 |
Çok Acı Çektim ,
Dayandım!
Çeviren : Hüseyin Köse
Ey dayanma gücü , çok acı çektim
ben!
Daha ne zamana kadar çekeceğim?
Demirden yapılmış değilim , zayıfım
o yüzden;
Ne de taştan bir kalbim var.
Bakın , sanki yatmış uzanmış ,
Kesik bir limon ağacı gibi;
Terk edilmiş bir kilise gibi sanki ,
Her yeri yağmalanmış bir ülke gibi.
Açılsın mezarların üstü ,
Kemikler çığlık atsın!
Gör lanetli şiirleri ,
Gör , nasıl da neşeliler;
Aziz elbisesi giymiş gibiler
Ve diyakozlar gibi sorguluyorlar
birbirlerini.
Yazık , beden bize ait;
Çok ağlayacağız onun için!
Charon , avcı giysisine bürünmüş ,
Yolda giderken sana yetişmiş;
Engellemiş , yılların tadını
çıkarmanı.
Ve toprağa gömmeye götürürlerken
seni ,
Kilisenin merdivenlerinde;
Bir çığlık atacağım ansızın ,
Soldu diye bütün çiçekleri dünyanın.
Demirden Bir Gemi Yapacağım
Demirden bir gemi yapacağım;siyah yelkenler takıp
,
Yeniden dönesin diye uğraşacağım.
Panjurları var mıdır toprağın ya da
pencereleri ,
Görebilirdim nasıl yediğini
kurtçukların bedenini.
Buğday dolu bir mendil gönderirdim
selamlarımla ,
Vermen için senden haber getirecek
olan kuşlara.
Ne bitip tükenmez acı , Tanrım acım
ne de büyük;
Bir mutsuzluk çöküyor yüreğime hiç
beklemediğim!
Kudurgan bir yılan gibi kayıp
gidiyor aklım dağlara;
Eğer içten dostlarımsanız , ağlayın
acınası durumuma!
Bir "ah!" bile çekmeyeceğim , "vah"
'lanmayacağım;
Yaşamayan birini görüyorum sende
Tanrım , nasıl unutacağım?
Ben , şu üzgün kuşum işte;
Ağlıyor ağaçlar benim için , acımı
anlattığım her yerde!
Kim benim acıma sahip çıkar , kim
derin üzüntüme;
Kim çekmiştir benim gibi içini?
Ağaçlar arasında gezindim ,
ormanlara gittim alıp başımı;
Şöyle dedi ağaçlar bana:"Nereye
gidiyorsun ey üzgün kalp?"
Dedim : "Susun ey ağaçlar , soru
sormayın bana!"
Söyleseydim çektiklerimi size ,
üzülürdünüz hepiniz.
Charon , birçok üzüntüyle yasa boğdu
evimi;
Bir ateş var içimde , dağlayan
yüreğimi.
Tüm doktorlar birleşip , akıl
danıştıklarında birbirlerine;
Bulamadılar sızlayan kalbime bir
çare.
Çıplak tepelere vuracağım kendimi ,
korkunç mağaralara;
Yaşarken öldüreceğim kendimi ,
güneşten yoksun bırakacağım!
Varsın yoksun kalsın , parlayan
güneşten gözlerim;
Çünkü , karanlık ve üzgün
gölgelenmiş kalbim!
Döktüğüm gözyaşları ıslatıyor
toprağı;
Bana , halimi soracak sadık bir
dostum da yok yanımda.
Kalbim papaz cübbesi gibi kara;
Dudaklarım da mühürlü , gülmüyorlar
baksana!
Ağlayın halime , dağlar
tepeler!Gözyaşı dökün benim için!
Yavrum beni , ben de yavrumu
yitirdim.
Ey tepeler , çekilin aradan!Ey
dostlarım , uzaklaşın!
Ateş kavurup yaktı göğsümü , sizi de
yakmasın sakın!
Ağla Sen Annen İçin
Ağla sen annen için , ben üvey annem
için ağlayayım!
Gören gözlerindi o senin , bana ise
bitip tükenmez bir özlem.
Yalvarırım ey papaz , bir ilahi oku
ona;
Rahat uyusun diye , tatlı
dualarından da!
Ey Meryem!Geri getiremez misin ,
yeniden yalvarsak sana?
Ama , şimdi sırtlamış götürüyoruz
tabutunu son tahtına.
Elma ağacından kırmızı elmalar
toplasak ,
Solgun yapraklar ve dallar ona yardım
eder mi?
Uyandığında ışıldayan gün , uyurken
neden karanlığa bürünüyor?
Kuşlar yiyecek aramaya çıkarken ,
sen kara cehenneme gidiyorsun.
Unutulmuş bir ülkeye doğru yol
alacak ve
Buralara bir daha ayak
basmayacaksın.
Sen oğlum , yeniden evlenip bir
başka kadın alacaksın;
Ama kızım , cehennem yutacak seni ,
yazık sana!
Ne avuntu kalıyor ki bana ,
gözyaşlarından başka;
Ateşimi söndüren ve göğsümü ıslatıp
duran.
E-MAİL
asmakat2002@yahoo. com
 |