 |
"Boş Yapraklar" 'dan Seçme Şiirler
Sevi
Çeviren : Murat Acar
Sever misiniz beni , hanımefendi?
Kur yapmasını öğrenemedim gitti
Gerçi , sizin de çoktan altmışınızın
,
Öte yanına geçtiğiniz besbelli.
Gene de vurgunum size ,
Malınız mülkünüz yerinde.
Ama , inanın bana;sizi ,
Siz olduğunuz için seviyorum sadece!
Sevecek misin beni , güzeller
güzeli?
Pek güzel değilsin aslında;
Hatta başındaki peruk ,
Kör göze parmak misali.
Yine de sevebilirsin , öyle değil
mi?
Hem , duyduğuma göre;
Ağırlığınca altın edermiş ,
Tartıya vursak servetini.
Seviyor musun beni , canımın içi?
Sevdiğini söyle , haydi!
Bir tek erkek için çarparmış ,
Her kadının kalbi.
Seninki de , çarpacaksa çarpsın
artık;
Var mı senin kadar sevileni?
Çirkin bir adam olabilirim ama;
Senin de , benden kalır yanın yok
hani.
Sev beni , utangaç peri!
Boş bir cüzdanım var
Ve de birbirinden kötü hallerim.
Yine de , çok seviyorum seni!
Sevişirken biraz tuhafımdır kabul ,
Ama , çelik gibiyimdir;
Övünmek gibi olmasın!
Sev beni , yeminler et bana aşka
dair!
Bilirsin işte , hani yaparlar ya;
Şu tepemizdeki gökyüzü ve
Onun değişmeyen mavisi üstüne.
Sev beni kadınım , çok sev!
İyisin , hoşsun ama ,
Ben seni neden seveceğim;
İşte , orası havada!
Sev beni; ah , ya da sevmesen bile ,
Gelinim ol hiç değilse!
İtiverme beni bir köşeye;
Hani derler ya elinin tersiyle!
Sen buna değer misin?
Pek emin değilim ama;
Yıllık yüz papel de ,
Tadından yenmez valla!
Sığınak
Engin gölün kıyısında , baktım
uzanmış yatıyordu;
Engin , esrarengiz gölün kıyısında ,
iç çekerken karaağaçlar.
Küçücük güzel bir şey , ürkek
yumuşak bakışlı;
Bir başına uzanmış , seyrederken
kıpırtısız
Derin karanlığı.Bana öyle geldi ki;
Evini , annesini , sevgili
kardeşlerini düşünüyor olmalı.
Sonra sesler duydum , insanların
ayak sesleri;
Gürültücü bir grup bu yana
geliyordu.
Nereye kaçıracaktı onu , küçücük
ayakları?
Bu korkunç fırtınadan nasıl
korunacaktı?
Bir avın vahşi bakışıyla ,
geldikleri yöne baktı
Ve sonra , gölün karanlık sularına
atladı.
Kıyısında , karaağaçların iç çektiği
gölün yüzeyinde ,
Sıçrayan damlalar ve genişleyen
halkalar bıraktı.
Bu kaba adamların , sert
bakışlarından kurtulmuştu!
Arkasından üzülecek değildim;
Biliyordum ki , evinde güvende
olacak!
Tehlike geçtiğinde , yeniden ortaya
çıkıp;
O küçük susıçanı , keyfince
yaşayacak!
Değişim
Bilmiyorum , ruhum böyle neden
bitkin;
Neden gülemiyorum eskisi gibi?
Olmuyor bir türlü ,
Bütün bilebildiğim bu!
Oysa bir zamanlar ,
Gezip tozar , ormanlarda vadilerde;
Diğer insanlar gibi gamsız ve neşeli
,
Şakalar yapar , eğlenirdim ben de.
Bir şairin ateşi yanıyor içimde.
Ne zaman bir şarkı söyleyecek olsam
,
Kalbi kırık biri gibi;
Ürperiyorum nedense.
Gün boyu şarkılar söylerdim eskiden
,
Aşk şarkıları , atalarımızın
kahramanlık şarkıları ,
Düşmezdi dilimden;
Sıkıldım artık hepsinden!
Eski şarkıları da söyleyemiyorum
şimdi ,
Sevmediğimden değil gerçi;
Nasıl başlıyordu anımsamıyorum
Hiçbiri.
Çıkamıyorum dağlara artık ,
Tepemde yaz güneşi kavururken.
Dansetmeye gelince;ondan ,
Hiç söz açmayın zaten!
Çocukça neşelendiğim eğlenceler ,
Nicedir ilgimi çekmez oldu.
Oysa henüz , ben diyeyim altmış üç ,
Siz deyin , altmış dört yaşındayım.
Daha beteri , kaç zamandır ,
Çocuklardan köşe bucak kaçıyorum;
Hem kendim inleyip sızlanır ,
Hem gürültü çekemez oldum.
Kayınlar yeşerdiğinde ,
korkutuyorlar beni;
Evin çevresine toplanıp ağaçlara
tırmanıyorlar.
Korkunç çemberlerini ,
Bacaklarımın arasında çeviriyorlar
sanki.
Yakınmak boşuna biliyorum ,
Onun yerine , ne mi yapıyorum;
Ararot şurubu içip , uykuya
yatıyorum!
İlk Aşk
Ah benim ilk göz ağrım , on yaz
geçmiş üzerinden;
Saydım , hala ilk günkü kadar
heyecanlıyım!
Şimdi bir kırlangıç , bir güvercin
ya da başka bir kuş;
İsterdim ki , yanına uçsun ve onu
hala sevdiğimi söylesin!
Desin ki , hayatım kurak ve
sıkıntılı bir çöldür;
Tek onun mavi gözleri , beni eski
halime döndürür.
Bilsin ki , üç kez evlendim
evlenmesine ya ,
Hiç kimseyi onun kadar sevmedim.
Hayır cancağızım , zamansız ayrılmış
olsa da senden;
Kalbim , o ilk karşılaştığımız anda
sonsuza daldı.
O , "engin deniz manzaralı kiralık
odada"
Kiralamıştım hani , kaç yıl önceydi
anımsayamadım.
İlk kez , orada gördüm onu;ev
sahibimizin ,
En küçük kızıydı.Orada durmuş ,
Her şeyi gören gözleriyle , güneş
gibi;
Gözlerimi kamaştırmış , içimi
ısıtmıştı.
Yanı başımda oturuyordu , gene de
bir yıldız kadar
Uzaktaydı;mavi gözlü , utangaç küçük
peri.
Kucağında , tütsülenip kurutulmuş
şen bir ringa balığı;
İki dudağının arasında , mutlu bir
karides vardı.
Sevdim onu;o çakıllı deniz kıyısında
,
Birbirimize yeminler ettik ama ,
İki haftaya kalmadan , kaderin acı
bir cilvesiyle ,
Bir daha kavuşmamak üzere ayrıldık.
Ah canımın içi , güzelim , mavişim!
Bir yana bırakıp , şu dünyanın
kahrını kederini;
Yeniden genç ve seninle olabilmek
için ,
Ah , neler vermezdim!
Gün batana dek , boz kayaların
ardında;
El ele dolaştık , altın yosunların
üzerinde.
Çay saati geldiğinde , diz dize
oturup yedik;
Çıtır karidesi ve alaca ıstakozu.
Birlikte oynamayı çok sevdiğim o ,
İri karides avcısıyla mı evlendi
acaba?
Ağlayıp sızlayan bebeler mi doğurdu;
O güzel yüzlü , şen yaratık yoksa?
Evet , en azından bir düzine küçük
şey doğurmuştur!
Evet , evet , elinde bir dikiş
iğnesi , kadife pantolonların
Söküklerini dikerken görüyorum
onu;yerleri süpürürken ,
Afacan aç çocuklara çay demlerken ,
kurabiye yaparken!
Leş gibi , ispermeçet yağı ve katran
kokan evde!
Ama biliyorum , arada bir durup
düşünüyordur ,
Bu gürültüden patırtıdan uzak ,
birlikte geçirdiğimiz günleri;
Bundan kırk yıl önce.
Ah ilk aşkım , seni hala unutamadım;
Üzgün mavi gözlerini de!
Nasıl olduysa oldu , bir daha
kimseyi;
Seni sevdiğim kadar sevemedim!
E-MAİL
asmakat2002@yahoo. com
 |