Lasota
             Çeviren :
Murat Acar

Pırıl pırıl bir ilkbahar günü , açık bir çayırlıkta ,
Yaşlı bir dişi geyik ve yavrusu otluyorlarmış.
Bir avcı görmüş onları : Bırakmış yaşlı geyiği;
Yavruyu ise , hızlıca izleyerek kovalamış.
Ama çevik yavru , sık bir korulukta , izini kaybettirmiş avcıya,
Bunu da , tutkuyla sevenler başarabilirler yalnızca.

 

Milosz

Dünya , hava dalgaları ve göksel küreler;
Benim için en önemli üç sayfasıdır , kitabın.
Orada okurum , Tanrı'nın gücünün izlerini;
Orada görürüm , bunun canlı delillerini.
Kimdir , güneş denen meşaleye gücünü veren;
Sonu gelmez parlak alevleri olan?
Kim çeker arabasını , asla yoldan çıkmayan
Ve atları hiçbir zaman yorulmayan?
Kim , her zaman yeniden diker elbisesini , gece denen prensesin;
Yüzü her evresinde ayrı parıldayan?
Neden yorulmaz o , bu değişken dansta?
Kim serper şebnemi toprağa , kim uyandırır sabahı?
Kim boyar , şafağın güzel , utangaç yüzünü , o tatlı pembeyle?
Gündüz ölen yıldızları , kim ışıtır geceleyin?
Kimin parmakları serper , pamuk gibi beyaz karı?
Kimin eli , o soğuk doluyu biçimlendirecek kadar beceriklidir?
Kim takar , hızla esen rüzgâra kanatlarını?
Şu dünyayı , her an yepyeni güzelliklerle donatan kim?
Kimin emri ki bu ;bir gece izler diğer bir geceyi
Ve hiçbir gün , bir an olsun şaşmaz düzeninden?
Kimin aklıdır;zamana , sonsuza dek dönüp duran saatler kuran?
Kimdir yüzyılları , dakikalara ayıran?

 

Sekizinci Pastoral : Şarkıcılar

Lidychna :

Haberlerle çalkalanıyor kasaba :
Bertyn , şu genç Rutenyalı çoban ,
Kur yapıyor Palachna'ya.Öğrensinler diye ,
Komşuları ve ailesi ;elinde bir çiçekle ,
Yürürken gördüm onu , evlerinin önünde.
Az ilerisinde , keman çalıyordu Menalka;
Derken bir santur geldi , ardından bir keman daha.
Tahtadan yontulmuş kavallar vardı ve kıvrık kornetler
Ve adını bilmediğim türlü türlü çalgılar.
Hepsi de öyle güzeldi ki!
Haydi , dinleyelim çalgıcıların şarkılarını;
Dinleyelim , evin önünde şakıyanları!

Müzik :

Güller , güzel güller , kendinden ateşliler ,
Bahçemin yıldızları , kırmızı goblenlerim!
Ne zaman ki , açtınız Filida'mın bahçesinde;
Sabah şebnemi suladı sizi kanıyla
Ve Venüs yıkadı , yazın gözyaşlarıyla.
Ama , kuzey soğukları size ulaştığında ,
Ah , ne kötü oldu solmanız!
Filida'm öldü artık , kim bakacak sizlere?

Şarkıcılar :

Bir elma ağacının tenine , tüneyip yüksekçe bir yere;
İlkbaharda , bıçakla kazıdım bu şiiri özenle.
Bu ağaca yaslanarak genç Halina ,
Acımasız yaşlar döktü , Hebroni onu terkettiğinde.
Ağaç , koca yazda bir kez meyva veriyor;
Oysa aşk , acı meyvalarını her gün döküyor.
Bu sözcükleri okuyan şımarık Amintas ,
Şöyle kazıdı kendi şiirini , ağacın diğer yanına :
Bu ağacın yanında duran genç Halina ,
Güldü , Hebroni dönüp onu selamladığında.
Ağaç , her yaz ayni elmaları taşıyor;
Oysa , aşkın meyvası , her gün ayrı bir tat veriyor.


 
 

E-MAİL

asmakat2002@yahoo.com