Annem'e
                                  Çeviren :Hüseyin Köse

Anneciğim , tam üç yıldır aralıksız ,
Hüzünlü şarkılar söylüyorsun lanetleyerek beni.
Ve ben , başımı alıp gidiyorum;başıboş , umutsuz.
Her yerde insanlarla karşılaşıyorum , kalbimin kabul etmediği.

Babamın bıraktığı mirası , içkiyle değiştireyim mi?
Bu acımasız okları , sana da fırlatayım mı?
Anneciğim , gençliğim hala dipdiri , zinde;
Yitip gidiyor talihsizlik çöllerinde.

En iyi dostlarım , bana bakıyor neşeyle;
Çünkü , onlarla gülmüştüm bir zamanlar ben de.
Ama , şimdi ne mutsuz olduğumu bilmiyor hiçbiri;
Buz insanı yakarmış meğer ve ısıtırmış zemheri.

Nasıl bilsinler , hiçbir dostum yok artık;
Kime açayım şimdi gizlerimi?
Kim bilir , hangi korkunç düşünce alacak ,
Bir gün o ışıltılı düşlerimin yerini.

İnan bana anneciğim , etrafta hiç kimse yok;
Sen hala benim inancımsın!
Ama , dayanağım yok artık , umudum kalmadı;
Kalbime egemen olan aşktan gayrı.

Öyle düşler gördüm ki , gece-gündüz;
Mutluluk ve zaferi tadacağız birlikte!
Neyi arzu ettiysek , o olacak geleceğimiz;
Her düş için ödenecek kefaretimiz de.

Yalnızca , bir tek arzu kaldı kalbimde ,
Onu da senin kollarına veriyorum;tut!
Acılı , can çekişen gençliğim ellerinde;
Yatıştır onu ve avut!

Bir kez daha sarıl bana;
Babama , kız kardeşime ve sevgili bildiklerime!
O zaman , kanımda anlatılmaz bir kızışma;
Asla çürümeyecek yüreğimden , ne kaldıysa geriye.

 

Kardeşime

Zorluklarla yaşadı kardeşim ,
Aptallar ve yoğun sisler arasında.
Ayıplamalar içinde yanıp tutuştu kalbim
Ve kavruldu ağır pişmanlıklarda.

İçtenlikle sevdim vatanımı ,
Onun mirasını korudum.
Ama , yitirdim kendimi kardeşim ,
Bu aptallardan tiksinerek.

Bir düş ve düşünceler kaosu ,
Çarmıha gerdi genç ruhumu.
Ah!kim koyacak elini üstüne artık ,
Böyle bir kalbin;ki , kötülüklerle dolu?

Hiç kimse!kalbim tanımaz oldu ,
Özgürlüğü ve de neşeyi.
Yine de , çarpmakta çılgınlar gibi ,
Halkın hıçkırıklarının yankısıyla.

Evet kardeş , ağlıyorum gizlice;
Halkın düştüğü bu üzüntüye.
Övebilir mi insan , kendini söyle bana ,
Böylesine cansız ve sapkın bir dünyada?

Hiçbir şey duymuyorum , her şey yanlış;
Yanıt vermiyor kimse çağrılarıma.
Senin ruhun da kardeş , sağırlaşmış;
Tanrıların sesine ve halkın sızlanışlarına.

 

İlk aşkıma

Öylesine verimli ki bu şarkı ,
Zıplatıyor kalbimdeki zehiri!
Gencim , ama unuttum gençliğimi ,
Yine de anımsamaktayım bazen;
Dün nefret ettiğim şeylerden ,
Bugün de nefret ettiğimi
Ve senin karşısında ayaklarımın
Birbirine karıştığını.

Ağladığım zamanları unut;
Bir bakış , bir iç çekiş için , unut hepsini!
Köleydim bir zamanlar , şimdiyse boşandım zincirlerden;
Senin bir tek soluğun için.
Aptalca küçümsemiştim oysa dünyayı
Ve çamurda oynamıştım kendi duygularımla.

Bırak , bu çılgınların olsun geçmiş;
Söndü aşk , yüreğin işi bitmiş!
Artık , onu yeniden yeşertemezsin;
Çünkü , yalnızca acı egemen üzerinde.
Ve her şeyin üstü , çalı çırpıyla kaplı;
Yüreğimse , nefrete doğru ilerliyor.

Sesin güzel , gençsin hala;duyuyor musun ,
Ağaçların söylediği şarkıyı?
Yoksulların sızlanmasını işitiyor musun?
Kalbim çekilmiş , ıssız topraklara doğru;
İnsan kanının boyadığı.

Bırak bu hoyrat sözler ,
Kemirsin ormanın derinliklerini!
Azgın fırtınalar , çöreklensin gelip;
Dünyanın üzerine!
Ve eski çağların öyküleri ,
Yeni acılar söylesin uygarlığa;yepyeni!

Sen de şarkı söyle genç kız ,
Acının şarkısını söyle!
Kardeşin kardeşi vurmasının şarkısını
Ve gençliğin yok edilişinin.
Şu dul kadının gözyaşlarının şarkısını;
Evsiz-barksız , çocuklarıyla terk edilişinin.

Ya şarkı söyle , ya da sus! Ya da , çek git istersen!
Her şey , yakınında uçuyor çarpıntılı kalbimin;
Anla durumumu sevgilim!
Duy , aşağılarda yankılanan dünyayı ,
Hain ve korkunç haykırışları;
Üzüntü ve can çekişmenin şarkılarını.

Dalları kırıyor , aşağıdaki rüzgar;
Kumlardan örülü bir taç var ,
Akarsu yataklarında uçurum var
Ve rüzgarda seken mermiler.
Ölüm , tatlı bir gülüştür;
Düşüşse , tatlı bir dinleniş.

Ah! hangi ses , bana şarkısını söyleyecek;
Bu üzgün ve tatlı gülüşlerin?
Hangi dudaklardan , güzel sözler dökülecek
Ve hangi deniz , sözcükleri yıkayacak?
Kim susturacak , bu aşkın sesini?
İşte , bu yüzden gitmek gerekir hep;
Sevilen şeyin şarkısını söyleyerek!

 

Veda

Anneciğim , ağlama!
Evet , oğlun bir çeteci;
Başkaldıran bir çeteci!
Daha doğduğu günden beri ,
Belliydi , sana yaslar bırakacağı.
Ağlama anne , lanetle yalnızca ,
Türklerin yaptığı zulümü;
Bize ve gençlerimize!
Garip diyarların , gizli hüzünleri;
Bize gelen ve sürgüne gönderen sonra ,
Yersiz ve yurtsuz bırakarak çocuklarını.
Ve sevgiden yoksun kalma anne!
Çünkü , ondan yoksun kalanlar;
Her şeyden yoksun kalır!

Biliyorum anne , beni sevdiğini;
Biliyorum , genç öleceğimi de!
Yarın , belki de beyaz Tuna'da ,
Ereceğim sonsuz huzura.
Söyle bana ne yapayım?
Sensin , bana bu uslanmaz kalbi veren;anlayan da sen!
Bu kahraman kalbi söyle ne yapayım?
Bu kalp ki , bir Türk görmeye dayanamaz;
Atalarımın mezarları üstünde.
Büyüdüğüm bu vatanda ,
İlk sütümü içtiğim ,
İlk aşklarımın ülkesi olan bu diyarda;
Onların karanlık bakışlarına dayanamaz.
Yaralı yüreğime korku salamaz ,
Hiç biri daha fazla.

Değil mi ki , babam ve kardeşlerim de ,
Ben mutlu olayım diye acı çekti.
Ey anneciğim , ey kahraman kadın!
Elveda ve bağışla beni!
Sırtımda çantam , elimde tüfek ,
Halk beni çağırıyor kükreyerek ,
Düşmana karşı savaşmaya;
Bana can verenler için ,
Senin için , babam için , kardeşlerim için!

Anne , eğer duyarsan kendi alnında ,
Bir merminin fısıltısını ,
Eğer , garın dolup boşaldığını görürsen;
Çık evden , oğlundan kalan ne varsa
Ve son anıları da al yanına!
Sana derlerse ki , vurulup düştü oğlun ,
Bir top mermisiyle;
O zaman , ağlama sakın anne ,
İnanma , sana gelen kötü habere!
"Bir sersem gibi hareket etmişti!" derlerse;
Sakın kulak verme , böyle sözlere!
Eve dön ve güzel masallar anlat kendine
Bilsinler ki , oğlun onuruyla düştü toprağa;
Vatanı için , çok uzak diyarlarda.
Bu mutsuzluk , zarar vermesin kırılgan yüreğine;
Sakın başını eğme , Türkler önünde!
Göremezsin , yoksul insanların acılarını;
Asla , bir yakınını kaybetmeksizin!
Söyle onlara anne;yalçın kayalıkların ardından ,
Huzurlu bir dünyayı aramaya gittiğimi!
Bembeyaz ve diri bedenimle ,
Uçmaktayım kayalıkların üzerinde;
Siyah kanım , çorak toprakta.

Asla bulamasınlar tüfeğimi anne;
Kumlara gömsünler!
Ve zalimleri anlatsın herkes birbirine;
Sonra , eğilip toprağımı okşasınlar!
Anne , eğer acın dayanılmaz olursa ,
Yatıştır kendini tüm bunlarla!
Toplayıp başucuna genç kızları ,
Oğlunun öyküsünü anlat onlara!
Horon tepip , dans edecekler etrafında
Ve genç adamlar geldiğinde kapına ,
Hüzünlü aşkımı getirdiklerinde sana;
Benim küçük kardeşlerimmiş gibi ,
Severek dinle ve konuş onlarla!
Nasıl ve niçin toprağa düştüm ,
Son sözlerim neydi ölürken ; sor onlara!
Göreceksin ki , zavallı anneciğim ,
Onların çığlıkları ve sesleri neşeyle çınlayacak ,
Gözlerin , onların gözlerinde sanki bir an ;
Benimkilerle karşılaşacak!
Derin bir iç çekişle rahatlayacaksın ,
İki kalp duyacaksın içinde çarpan ;
Biri benimkiyse , öbürü seninki.
İki iri gözyaşı damlayacak sessizce;
Yaşlı bir kalple , genç bir kalbin üstüne!
Bunu görecek olan kardeşlerim ,
Sevecek ve nefret edecekler , aynı benim gibi;
Ya da ağlayacak ve gülecekler yalnızca.

Ama eğer , sevgili anneciğim ,
Geri dönecek olursam köyümüze sağlıcakla ,
Elimde bayrak , yüzümde bir zafer gülümsemesiyle ,
Arkadaşlarımla aynı giysiler içinde ,
Altın bir aslan heykeli gibi ışıltılı ,
Omuzumda , ince tüfeğimin görkemi ,
Kuşandığım haliyle , kılıcım yanımda olacak yine;
O zaman , kahraman görünürüm anne!
Çiçekler topla bahçeden;
Büyük bir sardunya demeti yap!
Ve sarmaşıklardan bir taç kondur alnına;
Yasla o güzel başını tüfeğime!
Sen anne , coşkuyla karşılamaya gel beni;
Tatlı bir öpücük kondur , saf ve temiz alnıma
Ve şu yüce sözleri mırıldan kulağıma;
"Ya özgür yaşa , ya da yiğitçe öl!"
Yorgun başımı yaslayacağım , yavaşça omuzlarına ,
Kanlı ellerimle bastıracağım , çarpan kahraman kalbimi ,
İçeceğim kana kana göz yaşlarımı , bir öpücük gibi!

Ve sonra , anneciğim affet beni!
Sen sevdiğim varlık , unutma;
Bu dünyadan erken göçüp gidenleri!
Yol çetin , ancak zafer muştuluyor ,
Orada , düşüp ölmek de var genç yaşta;
Başka bir günde , halk şöyle seslenecek duyuyorum:
"Adalet uğruna ölmüş bir yoksul;
adalet ve özgürlük adına!"

 

Mücadele

Gençlik acıyla geçer , yoksullukla;
Kan boşuna kızışır , sancılı zamanlarda.
Bakış bulanır , akıl görmez olur hiçbir şeyi
Ve iyilik ölür , kötülükle karşılaşınca.
Anılar çöker , tüm ağırlığıyla ruhun üstüne;
Bellek , durmaksızın canlandırır onları.
Kalpte;hiçbir aşk , hiçbir sevgi kırıntısı ,
Hiçbir umudun gücü , uyandıramaz ölmüş olanı.
Ölmüş biri duyar , bir başka ölüyü yalnızca;
Bizde çılgın insanlar , yaşayıp ölür çılgınlıklarda.
Ve şöyle yazarlar , mezar taşlarına:
"Zengindi" denir , "Şimdi kim tapınacak meşalesine?
"Ne kadar talihsizdi!" denir , ya da "Aldattı kendi tanrısını".
Acımalar , vaazlar , kuyruklu yalanların bini bir para;
Boğazladı onca kişiyi , bu halk celladı da.
Okul hocası oldu , bu bunamış kişi ise;
Felsefe yapıyor şimdi zırvalamalarıyla.
İnanırlar ki , Tanrı korkusu önceliklidir hep;
Şu gazeteciler , kendini bilge sananlar.
Duralım burada;onlar , kuzucuklara aç
Kurt sürüsüdür!Yalanın , ilk taşını koyanlardır
Yapıya.İnsan zekasını , zincire vuranlardır.
Ve yüce Süleyman , bu gözü dönmüş zalim de ,
Uzun zamandır , sarayın derinliklerinde kutsal azizleriyle ,
Bugüne dek , tüm dünyanın yinelediği;
Aptallar için , anlatıp durur özdeyişlerini:
"Kendi Tanrı'ndan korkmalı ve yüceltmelisin kralını!"

Ne kutsal aptallık bu!Binlerce yıldır ,
Bilim ve akıl boşuna savaşıp durur.
Çarpışanlar düşüp ölür , sert kayaların üstüne;
Yoksulluğa karşı yapacak hiçbir şey yoktur.
Boyunduruğa katlanmaya alışmış insanlar ,
Zalimliğe durmaksızın saygı duyarlar.
Eğer el demirdense , hepsini birleştirir;
Söz yalansa , karşısındakine inanç verir.
Sana vurduklarında yalvar;yoksa , sus ve sabırlı ol!
Eğer , başına gelmişse bir felaket , metin ol!
Kurtlar , yılanlar , kanını içsin bırak da;
Dünyadan vazgeç , tek umudun Tanrı'da!
Sana sesleniyorum Tanrım:"Ben günahkarım!";
Yüce Tanrı bağışlar böyle yalvaranı ,
Sever uysal kullarını.

Böyle , almış başını gidiyor dünya!Kölelik ve yalan ,
Kurmuş krallığını;yeryüzü talan!
Kuşaklar boyu bu böyle ,
Aktarın siz , sürekli kendi mirasınızı;
Bu ölümlü krallığın , "suç" 'tur tek yasası!
Bir günah krallığı bu , korkaklık ve gözyaşı krallığı;
Acı ve sonsuz mutlulukların.
Haydi , hızlı adımlarla , hep birlikte mücadeleye ,
Zirvelere doğru , kutsanmış düğümleri çözmeye koşun!
Ve haykıralım:"Ya ekmek , ya da kurşun!"

 

Hacı Dimitr'e

Yukarıda yaşadı o , daima balkanlarda;
Kalbinde açılmış derin bir yarayla.
Kanla kaplı inliyor yerde , bakın;
Vurulup düşmüş , daha ilk gençliğine yakın.

Yararsız artık tüfeğiyle atılması öne ,
Kırılmış kılıcı en çetin dövüşlerde.
Ve gözlerinin kararmış , sönmüş ışığında;
Ağzında , tüm evreni lanetleyen sözlerle.

Yerde yatıyor kahramanımız , yeri cennet olsun;
Kavursun gökleri ateşten öfkesi.
Çayırlarda , esin perilerinin şarkıları duyulsun;
Durmaksızın akan kanla , yıkansın gövdesi.

Hasat mevsimidir bu , şarkı söyleyin köleler;
Ve sen güneş , kasıp kavur ortalığı , gücünü göster!
Ölüyor kahraman , duysun dünya tümden;
Sen de öleceksin kalbim , sarsıcı bir üzüntüden.

Ama asla ölmez , özgürlük için ölen;
Gökyüzü ve güneş , ağlasın durumuna!
En hüzünlü şarkılarını söyleyen şairler ,
Hizmet edecekler , onun kutsal anısına.

Sığınır , kanatlarının gölgesine kan;
Gökyüzünde damla damla yıldızlar görülür.
Ormanda , uğultular , iç çeken rüzgar savrulur;
Çetecilerin şarkısını söyler , bütün balkan.

Çalınınca saatleri çayırlarda , esin perilerinin;
Zarifçe bırakırlar bedenlerini dansa.
Yeşil çimenler üzerinde , hafif bir ayak izinin ,
Hışırtısı duyulur kahramanın kulağında.

Gösterişsiz çayırların şişkin karnı yarılır ,
Elleri ıslak ve şakakları nemli dünya;
Güleç bir yüzle kahramana sarılır
Ve gizlice bir öpücük kondurur yanağına.

Söyle bana bacım , şu Karadya neresidir;
Ellerimin uzandığı , umutlarımın yeşerdiği?
Ve onlar neredeler , ruhumun kökleri?
Ölmek istediğim yer orasıdır!

Ellerini çırpıp gidiyorlar ,
Şarkıların çınladığı o saydam karanlığa;
Gökte aranıyorlar , gün doğuncaya kadar ,
Ruhun Karadya'sı , düşüyor boşluğa.

Şafak söktü , yukarıdaki dağlarda;
Kahraman yatıyor , akan sel gibi kanla.
Bir kurt yalıyor , durmadan yarasını
Ve güneş akıtıyor üstüne salyasını.

 

Yurtsever

Yurtsever , adar ruhunu ,
Özgürlüğe ve bilime yalnızca;
Ama , kendi ruhu değil ,
Halkın ruhudur taşıdığı.

Eğer , iyilik yapıyorsa birine ,
Para içindir herkes gibi;ne yapsın?
Mademki ruhunu çok yükseğe satacak ,
Bir eksiğine altınını bozdurmayacak.

İyi bir yurtseverdir;iyi bir Hıristiyan ,
Eksik değildir hiçbir ayinde.
Ve kiliseye gider;çünkü kilise ,
İyi bir ticarethane.

Para için yapar ne yaparsa ,
Rehine bırakır karısını da.
İyi bir yurttaştır , altından bir kalbi olan;
Yoksullar için kaygılanır , çalışıp didinir.
Sizi düşünmeden , yalnızca kendi beslenir;
Emeğinizle , göz nurunuzu sömürerek.

Eğer , iyilik yapıyorsa birine ,
Para içindir herkes gibi;ne yapsın?
Kendi derisini yiyecek değil ya!

 

Meyhanede

Kalbim tasalı , biraz şarap verin!
Sarhoş olup unutayım: bunun;
Bir şan mı , yoksa alçaklık mı olduğunu!
Siz ne anlarsınız , ey aptallar ,
İnsanın doğduğu ülkeyi unutmasından;
Ana-babasının temelini ,
Gururlu , savaşçı bir ruha borçlu olmalarından?
Babam öldü;annemse , gözyaşları içinde nicedir.
Unutmak , kendi halkını bir köşede
Ve ağzındaki ekmeğin soyluluğunu;acıdır.
Onlar çaldı benden , aç halkımı.
Korkak çorbacı da çaldı ,
Cimri tüccar da;
Papa ise , daha kutsal çaldı.
Siz de çalın ahmaklar;haydi , durmayın!
Siz de çalın! Size kim engel olacak?
Her yer karanlık , gün ne zaman doğacak?

Burada , içmek için bulunmuyor muyuz yoksa?
Şarkılarını söylemek için mi buradayız başkaldıranların?
Dişlerimizi gösterelim zalimlere , davranın!
Meyhaneler , bizim eşsiz sığınağımızdır;
Haykıralım:"Haydi Balkanlara!".
Ama , ayrıldığımız zaman da ,
Tüm söylevlerimizi unutalım!
Önce susar , sonra da güleriz;
Halkın kutsal şehitlerine.
Zalim , daha da boşanır zincirlerinden;
Toprağımızın , utançtan kızarır alnı!
Lanetleme , vuruşma , soykırım haykırışları
Ve haraç isteniyor köle halktan.

Biraz daha şarap verin , içmek istiyorum!
Ancak , şarap dindirir kalbimdeki acıyı;
Öldürür şarap , karanlık duygularımı
Ve dinginleştirir , titreyen ellerimi.
İçeceğim;düşmana rağmen , size rağmen!
Ey yurtseverler!Hiçbir şeyin değeri yok gözümde;
Korkacak hiçbir şeyim yok!izninizle;
Ama siz , siz tam bir ahmaksınız!



 

 
 

E-MAİL

asmakat2002@yahoo.com