 |
Celia’ya Yalvarış
Gözlerimin
ışığı , yıldızısın
Doğamın.
Kalbim , aşkım
, ruhum!
Huyları ,
konuşması ,
Adı
ve yürüyüşü ,
Canlandırıyor
hep us gücümü.
Galiba
gerçekten ,
Sevdim
onu ben yasını tuttum ardından.
Kulun olarak al
beni yanına!
Ne
bulabilirim ki , el yordamıyla ,
Aydınlatmak
için şu güçsüzlüğümü.
İyilik
ediyorum ne çare!
Sensiz var
olmayan
Ve
sadece senden çare uman ,
Sana
dayandırdığım.
Ki senin hiç
sevmediğin
Ve
senin için uykusuz kalan ;
Aşkı
, bencillik olarak parlayan!
Ağaç ve
çiçekler , sabahları ,
Daha
güzel büyür ; çimler kırağılı ,
Yeni
bir gün doğduğunda.
Yankılanır
güzel şarkıları kuşların ,
Vahşi
hayvanlar usulca gider.
Işıltılı
saatler geri geldiğinde ,
Yeşillikler
çıkar yeniden.
Ancak ,
sonrasındaki
Tehlikeden ,
benim endişem!
Celia’nın Banyo Yapışı
Büyülenmiş
gibiydi banyoda ,
Nefesini
verirken
Ve
buğu üflerken , derin soluklarla.
Şöyle der ;
Büyülenecek
birşey yok bunda ,
Celia orada
oturuyor diye.
Onun çıplak
şekliyle ,
Aşk
çoğalıyor sıcak ve vahşice ;
Havayı
, doldurduğu gibi dumanın.
Kibirli tavus
kuşu gibi ,
Güçlü
bakışlarıyla vuran ,
Kuyruğunu
yere yayan.
Gökyüzündeki
gök kuşağı gibi ,
Renkten
renge kıvrılan ;
Yağmurun
habercisi.
İşte böyle
gider Celia ,
Canlı
ve rengarenk ;
Gezinir
tatlı nağmelerle.
Güzel
alacakaranlıkta ,
Bulutlara
doğru sallanan püsküller
Gibi
; ışığını saçar güneş.
Yavaşca ışığını
süzen ,
Peçe
kadar ince giysiden ,
Parlayan saçına
bakar ;
Celia’nın
bağışladığı ve
Göğüsleri
birer elmas
Haçla
süslenmiş olan.
Güneşin
sıçrayışıyla ,
Ay
ve yıldız ışığı ağır ağır ,
İlerler
öteye.Sil at kayıplarını
O
zaman , hanımların çiçeği.
Genç ve güzel
gelinler gider ;
Onların
bakışları arasında ,
Celia
yürüdüğünde.
Ve gökteki
hiçbir yıldız ,
Üstün değildir
o tanrıçadan.
Başka
Şimdi sessizlik
ver bana ,
Ruhuma
huzur ;
Göklerin yüce
Tanrısı.
Koru yüreğimi
acılardan ,
Yardımı
esirgeme ;
Yaralı
aklımdan.
Uzun zamandan
beri kavrulan ruhum ,
Özlüyor
kavuşmayı.
Koru , uyandır
onu
Ve
kullanma , yakmak için ;
Büyük
öfkeni.
Sakın , yüzüstü bırakma onu!
Hiç de küçük
bir iş değil
Yardım
etmen ,
Ademin tohumuna
Ve
izin vermen oğlunun ölümüne.
Şimdi onun aşkı
Belirliyor
benim gereksinimimi.
Büyüktür
merhametin
Ve
çoktur pisliği
Günahımın.
Sonsuzdur
merhametin
Ve
alçaktır bataklıkta boğulan
Suçlarım.
Değişir mi
iyiliğin?
Peki ya
zenginliklerin?
Ve
koşabilir misin yavaş?
Uyandırabilirler mi zavallı beni?
Yıllar önce
,uyandırdıkları gibi ,
Diğerlerini?
Duymayacağım
kuşku kesinlikle ,
“Güven”
istediğim şey ,
Senin
yemininle ;
Nurla
bahşettiğin
Ve
hep söz verdiğin ,
Kaderimle.
Gevşet o zaman
,
Kutsanmış
kollarını ve
Kutsal
yumruğunu.
Düzelt artık ,
Hayatımın
tüm parçalarını
Ve
dertli başımı ; onun da ,
Kırılmış
olan kanadını.
Kim kutsayacak
seni
Ve
kim hayatı öğretecek ,
Hiç
günah işlemeden?
Bunu
başardıktan sonra ,
Bırakın
öleyim huzurla ,
Sızlanmadan
hiç.
Fulvia’ya
Julia’yı , en
uzun
Celia’yı , en
çok
Sevdim
bu güne dek.
Ondan acı ,
Bundan
sevgi ,
Alarak gittim.
Şimdi ise
Fulvia’nın ,
Dönüyor
alevi içimde ;
Tekrar
susayana dek
“ Güzel Bir Macar
Komedisi “ adlı Çeviri Tiyatro Eserinin Önsözü
Eğer bütün
zamanlar boyunca acımasız kış , bu dünya üzerinde hüküm sürmeliyse ve her
mevsim boyunca topraklar sadece kar ve buzla kaplı olacaksa ; otlar ve
ağaçlar güzel çiçeklerini nasıl açacaklar ve meyva verecekler?Benzer bir
şekilde ; eğer insanların üstündeki yükleri ve endişeleri hafifletecek ,
hayranlık uyandıran olaylar ve incelikler olmasaydı , insanoğlu uzun süre
yaşayabilir miydi?Bu nedenle , Tanrı’dan sonra en çok umut bağladığım kişiler
tarafından aldatıldığım zamanlar , derin buhranlar geçirirken , bu komedinin
; iyinin peşindeyken asla erişemeyecek olduğum karanlığımı aydınlatmasını
veya az da olsa ferahlatmasını istedim.Başka bir neden de , Tanrı’nın
ulusumuzu sadece cesur yüreklerle savaşmamız için değil ; aynı zamanda , her
konuda iyi davranışlarda bulunmamız için koruduğunu , belirtmek
istedim.Fakat , saçma geleneklerin ve kırsal çekingenliğin bizi bu kadar
zedelediğini bilmiyordum.Dolayısıyla , diğer ulusların ; sanata
dair bilgilerle , iyi bir damak tadı ve zekayla , dizelerin kompozisyonuyla
ve Tanrı’nın insana bahşettiği diğer tüm becerilerle gurur duyduğu ve
saygıyla karşıladığı şeylerden , biz sadece utanıyoruz.Eski zamanlarda ;
Roma’da Cicero ve Atina’da Demosthenes , isimleriyle büyük onur
kazandılar.Ve eğer görkemli şiirleri , Vergilius’a ve Homeros’a iyi bir nam
kazandırdıysa ve benzer olarak ; eğer , bilgi ve akıl , İskender’in ve Jül
Sezar’ın sadece işine yaramakla kalmayıp , aynı zamanda onur da getirdiyse ,
neden onlara utançtan kızarak bakıyoruz? Sadece insanları diğerlerinden üstün
kılmakla kalmayıp , aynı zamanda , Tanrı’yı ve esenliğe çıkan yolu gerçekten
anlamamızı sağlayan ( Bunlar aslında İncil’i ve diğer öğretileri okuyarak da
öğrenilebilir ) ; insanların sağlıklarını koruyabilecekleri ve hastalıkları
iyileştirebilecekleri şeylerden utanmamız kadar iğrenç bir aptallık olabilir
mi?Bunlar aynı zamanda ; insanların yazmaya alıştığı ve eskiden olduğu gibi
şimdi de kuralları koyabilen , eskileri örnek alıp , nasıl ilerleyeceklerini
ve arkalarında nasıl iyi birer isim bırakabileceklerini öğrenmeye çalışan ,
aynı anda nasıl hem şöhret olup hem de iyi bir izlenim
bırakabileceklerini bulmaya çalışan ve dünyada saygı duymayı amaçlayan ilim
sahibi kişilerin konusudur.Eğer babamız , Kral Matthias ve İmparator V.
Charles , sanat ve astroloji bilgisinden zarar yerine yarar
sağlayabilselerdi ve eğer öğrenmek , Ferdinand Cortes’e ne utanç ne de zarar
getirseydi , eğer günümüzde felsefe ve geometrinin Lazar Schwendi’ye zararı
dokunmasaydı ve aksine onları kullanabilseydi ;Tanrı’nın hem güzel
bilgilerle donatıp hem de güçlü yürekler vererek , kılıcını kullanması için
bilediği , iyi ve irfanlı bilgiyi neden istemeyecektik?Gevezelerin , burada
bana ne söyleyeceğini çok iyi biliyorum.Aşk yerine başka herhangi birşeyden
söz etmem gerektiğini , düşüncelerimin ve benim yalnız genç bir adamla bir
kadın arasında skandal yaratığını iddia edeceklerdi.Tüm bunlara yanıtım ,
ancak şöyle olabilir ; ben öykü yazmayı beceremem.Öykü yazmak ayrı bir şeydir
; başka bir yönden de , ben bu konuda uygun bir beceriye sahip değilim.Veya
İncil’den de yazamam ; ki o , önceden de şimdi de her yönüyle tekrar
yazıldı.O nedenle , daha önce de dediğim gibi , neşe ve hatta mutsuzluklara
bile mutlu bir hava getirecek bir şey yazmalıyım. Kimseye bir suçlama
getirmeyecek.Çünkü içinde dürüst bir sevgi olacak.Baskıcı olmayan kişilerce
, bağımsız olarak odaklanan bir aşk ve evlilikten başka bir şeyle bitmeyecek
bir içeriği olacak.Bu konularla ilgili şiir ve komedi yazan ; kimbilir kaç
İtalyan , Alman ve Fransız , mutlaka bir aykırılık vermek zorunda
hissetmiyorlar kendilerini.Hatta güzel buluşlarıyla övünüyorlar.
Böylelikle
ben de , bu komediyle Macar edebiyatını zenginleştirmeyi düşündüm ki ;
herkes , diğer uluslarda var olabilen şeylerin Macaristan’da da
olabileceğini görsün.Ve bu amaç doğrultusunda , “Skandal Taciri “ ismini
hak etmediğimi düşünüyorum.Aşk söz konusuyken , Macaristan’daki herkes bunu
kabul edecektir ki ; bu konu üzerinde daha önce durulduğu ve hem özel hem de
halka açık bir yolla takip edildiği halde , İtalyanların bile daha kurnazca
düşünemeyeceği ve İspanyolların daha büyük bir coşkuyla anlatamayacağı bir
yaklaşımla yazmayı düşündüm.Macaristan’da aşkla ilgili bazı durumların
halka yansıtılmadığını biliyorum.Eğer onları azarlamadan söz edebilirsem ,
günümüzde hiçbir ulusun Macaristan’daki kadar , daha fazla acı çekip , daha
fazla çalışıp ve sevdikleri için daha fazla kazanmak istemediklerini
ispatlamış olacağım.Evlilikte eşlerine olan aşklarını inkar edenler ;
kesinlikle , aşklarının düşüncesiz olduğunu ilan etmiş olurlar.Ve eşleri bu
düşüncesiz aşkın ne olabileceğini sorduğunda da , nasıl ki ; Tanrı’yı ,
ruhları , çocukları , hayatları , onurları , ulusları , şanları ve aşık
erkekleri düşünmeyebiliyorlarsa , bunun da öyle bir şey olduğuna dair bir
yanıt verirler.Fakat , tüm bunları bir yana bırakalım , herkes sevdiklerini
sevmelidir.Öte yandan , aşk için ölmeye hazır öyle kadınlar ve erkekler
biliyorum ki ; diğerlerinin eliyle değil , kendi elleriyle sevgilililerine
duydukları aşkın , ruhlarını lanetleyeceğini ve bu dünyadan göçerken ,
Tanrı’nın onları mucizevi olarak korumayacağını ispatlamak istiyorlar.
Bu komedi
,
yasak bir aşkı içerdiği halde ; Macar ulusuna , bir örnek teşkil etmek için
veya herhangi bir suçlamada bulunmak için hizmet etmiyor.En azından Peter
Bornemisza’nın birkaç yıl önce kitabında “Günaha Davet “ten söz etmesi gibi
; Macar halkının , aşka ne büyük bir önem verdiği ortaya konur ki , esas
içeriğiyle kıyaslandığında , bu konuya çok az değinildiğini de söylememiz
gerekir.Herkes kendi içindeki sevgiye sahip çıkmaya çalışırken , bu görkemli
bir şeydir.İster iyi , ister kötü olsun ; nedense , insanlar sevmeye utanır
ve sevginin nasıl bir şey veya nasıl bir durum olduğunu bilmezlikten
gelirler ve sonunda aşık olurlar.Şimdi tarif ettiğim gibi böyle bir insan ,
aşkı bilmez ama tanımaya çalışır , zavallı ! Aşk , büyük bir tutkudan başka
birşey olmadığından ; sadece saygı kazanmak için değil , aynı zamanda o
insanı tamamıyle kabul edip , diğerlerine tanıtmak için de razı oluruz.Bu
duygu , genellikle genç erkeklerin kendilerini iyi hissetmesine neden
olur.Örneğin , hep sarhoş olan bir adam , sevdiği insana daha ölçülü
görünmek için hemen içkiyi bırakır.Ve bu onurlu davranışıyla onun öfkesinden
korunur.Eğer , dağınık ve aptalsa ; sevgilisi , iğrenç göründüğü için ondan
nefret etmesin ve bir pislik gibi davranmasın diye , hemen temizlenip canlı
ve yakışıklı olur.Ve boş kafalıysa ; nasıl davranacağını , konuşacağını ve
sevgilisinin kalbini kazanmak için nasıl şiir yazabileceğini düşünmeye
başlar.Çekingen birini cesur yapabilen şey ; hayatı ve onuru , onun için
önemli olan kişiye ,büyük bir toplantı sırasında veya uzak bir konuşma
sırasında kendini tehlikeye atarak ortaya koyar.Eğer , aşk güçlü ve cesursa
; aptalları akıllı , tembelleri hareketli , sarhoşları ayık yapabiliyorsa ,
neden onu lanetleyip alçaltıyoruz?Ben kesinlikle böyle birşey yapmıyorum.Ve
öleceğim güne dek onun peşinden ayrılmayacağım.Ona itaat edeceğim.Aptal
halkın ve iftiracıların sözlerine hiç kulak vermeyeceğim.Bu konuyu seçmemin
nedeni ; bu komedide , biraz da “sonsuza dek” sözünün önünde , dizlerime
kadar eğilmemdendir.Bu ; sonsuz ve büyük aşkımın anısına itaat ettiğimden ,
alçak gönüllülük örneği verdiğimden ve kendimden de bir şeyler
sergilediğimdendir.
Umarım , bu küçük hediyemi kabul eder ve beğenir.Zamanın çaresiz
esaretinde , eğer Tanrı , ruhumu ona adamama izin verirse , onun eski
aşkının hastalıklarını ateşte yakıp , yaşadığı türlü işkencelerden sonra ona
sunduğum gerçek aşkımla mutlu olmasını ve değersiz başımı , aşkına karşılık
kabul etmesini dilerim ki ; acılarla yalnızlığıma geri dönmek yerine ,
bir ödül olarak onun bahşettiği güzellikleri , Tanrı’nın koruyacağı
mutlulukla paylaşıp , tutkularını uzun yıllar karşılayabileyim.Amin.
E-MAİL
asmakat2002@yahoo.com

|