Bir Albüm İçin Dizeler

Bir mezarlığı anımsatıyor albümün yaprakları ,
Herkese açık bir ev kapısı gibi ;
Anımsanmayı hak edenlerin ,
Görüntüleriyle dolu her sayfası.
Evet , insanların -kutlu olsun ruhları-
Burada da , orada da aynı ;
Yaşama umutları ve hüküm günü korkuları.
Ama , benim -yine de buradayım-
Ne umudum var yaşamaktan ,
Ne de fani korkularım ;
Bu yüzden de , gönlüm rahat.
Bu sayfaya sadece ,
Adımı yazıyorum sessizce.
Bir filozofum ben ve bilgeyim :
Ancak , bir hiçim senin gözünde.
 

Ayrılık

Ayrıldık ; kısa bir süre için , yaşam mutluluktu.
Kısacık bir süre için , güzelmiş gibi göründü ; hepsi bu.
Bundan böyle , duymayacağım aşkın hiçbir sözünü ;
Solumayacağım onu , tatmayacağım eriten öpüşünü.
Hepsine sahiptim eskiden , bunlardan yoksunum şimdi
Yeni başlamıştı düşüm - bak , bitiverdi işte ! -
Bir zamanlar sürdüğüm mutlu yaşam yok artık ;
Elimde kalansa , yalnızca keder ve umutsuzluk.
 

Düşünce

Ey düşünce ! Sendedir , çiçeğin yok oluşu ve muştusu.
Diriyken henüz , nasıl da cezbeder pervaneyi ;
Gönençli arıyı , kelebeği.
Tutkuyla sarılır ona tatarcık ,
Övgüler düzer yusufçuk.
An gelip de kaybolunca güzelliği ,
Sarkınca solgun taç yaprakları ;
Nereye gitti arı , ya kelebek , tatarcık hani ?
Artık gereksinimi kalmadı ona hiçbirinin ,
Ne çabuk da unutuverdiler onu hepsi.
Ama , şu işe bak ki ;
Yeni bir çiçeğin gelişini muştuluyor ,
Onun düşen tohumu.
 

Düş Kırıklığı

Baştan çıkarmaya çalışma beni ne olur ,
Sevecen aşkın gecikmiş karşılığıyla.
Kalbim , kolayca kapıldığı ayartılara ,
Kanmaz artık -inan hepsi boşuna.
Boş sözlerin yaraladı , üzdü beni ;
İnanamam sözlerine , inanamam aşkına.
Beni aldatmış olan düşlere ,
Veremem artık kendimi.
Kör öfkemi içime gömdüm , bırak orada kalsın ;
Vazgeç , geçmişin küllerini karıştırmaktan.
Bırak , bu bezgin adam ,
Derin uykusundan uyanmasın !
Tatlı tatlı uyukluyorum ,
Boş umutlardan kendimi sakınıyorum ;
Unuttum hepsini !
İncinmiş bir karmaşa kaldı geriye ;
Aşkı uyandıramazsın artık içimde.
 

İnanç

Hayır sevgilim , söylenenlere bakma sen ;
Yalnızca senin için soluk alıyorum , yaşıyorum ben.
Üzerimdeki gücün azalmadı zamanla ,
Arttı aksine ; yemin ederim !
Çiçeklerimi başka ayaklara serdiysem de ,
Senin hayalini taşıdım hep kalbimde.
Başka Tanrılara taptıysam da ,
Sana olan inancımı hep sakladım içimde.
 

.......'e

Kınamanın acı safrasından korkma ,
Övgünün hoş kokulu balından kork !
Nice ozanlar aşırı övülmekten ,
Yorgun düşmüşlerdir çok kereler.

Zaman geçer , zevkler değişir ;
İnsanların vefasızlığına dayanamazsın.
Sonra , esin perini ; bunaltıcı ,
Yapma çiçeklerle karşılarsın.

Bağışla beni bilge , bağışla beni üstad ;
Yüksek sesle söylüyorum , öfkemi ve kederimi.
Binbir sitemle takıyorum başına ,
Defne dalından çelengini.

Ateşli bir süvari sürerse ,
Nefesi kesilebilir Pegasus ' un bile.
Ola ki , bir eleştirmenin kırbacı ,
Hafifçe paylarsa seni gücenme!
 

Delvig'e

Delvig ; saf mutluluğu bulmayı ,
Boşuna umuyoruz bu yaşamda.
Tanrılar paylaşmaya yanaşmıyorlar onu ;
Prometheus'un çocuklarıyla.

Çaldığı ateşle , insanlığa yardım etmeye
Kalkıştı , gözüpek olanımız ;
Hiçe sayarak Tanrıları. Korkunç bir cezaya
Çarptırıldık ; saymadığımızdan kutsal olanı.

Kötü kaderimiz şu ki ; mutsuz süreceğiz ,
Ömrümüzün sayılı günlerini.
Varolmanın acısını bağrımıza basacak ve
Ölümün sevecen kollarından , sakınacağız kendimizi.

Amansız çaresizliğin , amaçsız köleleri !
Ey , despot kaderin kör köleleri !
Bu talihsiz yaşam eziyor bizleri ; maddi
Zorunlulukların acımasına bağlıyız , doğaldır ki.

Ancak , kutsal ateşten doğduk biz ;
Unutmadık yine de : Gökler evimiz.
Bitimsiz bir mutluluk özlemiyle ,
Cennetimizi arıyoruz göklerde.

Boşuna ! Bu uzak sürgün , bizim kaderimiz !
Parıldarken güzel gökyüzü üstümüzde ;
Burada , çürümeye yüz tutmuş bu dünyada ,
Ömür tüketiyoruz gereksizce.

Evimiz , erişebileceğimizin üzerinde. Tantalus gibi !
Serin sular içinde susuzuz.
Kalplerimiz , kutlu göğün ellerinde ;
Mutluluk özlemiyle eriyip gidiyoruz.
 

Novınskoye

Gülümsedi kadın ve şairi ,
Gönüllü avı olmaya çağırdı böylece.
Gözleri parladı adamın , karşılığında ;
Ama , bakışından geçen aşk değil ,
Göz alıcı ışığıydı düşüncenin.
Bir güvercin kadar hafif düşüydü ,
Uyanan imgeleminin ;
Aşk için değil , şiirsel esin için ,
Apollon ' un gönderdiği.
 

Öpücük

Bana verdiğin o küçük ve tatlı öpücük ,
Avutuyor beni düşümde hala ;
Gürültüsünde günün , sessizliğinde gecenin
Dokunuşunu hissediyorum ; dehşetini , teninin !

Uykuya bırakıyorum kendimi , kapayıp gözlerimi
Ve seni düşlüyorum ; seni ve sonsuz sevinci.
Ah , aldatıcı neşe ! Tatlı düş bitiyor ;
Aşk yorgunluğu kalıyor geriye.

Şelale

Çağla , koca nehir ! Selam olsun sesine !
Bitmesin bu akış ! Çağla ve gürle !
Sonsuz çağıltın karışıp birleşsin ,
Vadideki yankıların müziğiyle.

Rüzgarın ıslığının ardında ,
Çamların salındığını duyuyorum çıtırtılarla.
Hava da bu fırtınalı günde ,
Vahşi çağıltınla uyum içinde.

Nedendir , kendimden geçmiş bir halde ,
Görkemli akışına kulak kesildim böyle ?
Neden böyle ürperiyor göğsüm ,
Güçlü bir önseziyle?

Köpükler içindeki bu derin uçuruma ,
Dikilmiş bakıyorum büyülenmişçesine ;
Kaçırmak istemiyorum sanki ,
En küçük bir sesi bile.

Çağla koca nehir ! Selam olsun sesine !
Bitmesin bu akış ! Çağla ve gürle !
Sonsuz çağıltın karışıp birleşsin ,
Vadideki yankıların müziğiyle.
 

Bir Portreye Yazıt

Şu çizgilere bakın ; nasıl soğuk ,
Nasıl da cansız bu yüz !
Eski coşkuların yine de ,
İzlerini taşıyor çizgilerinde.
Sarp kayalardan akan bir şelaleymiş ,
Sanki , öylece donup kalmış ;
Dehşetli çağıltısından eser yok ama ,
Akışının görkemi duruyor yerli yerinde !
 

Yıldızlar

Bilirim , hangi yıldız benimdir. Bilir
Ve doldururum kadehimi ,
Köpüklü şarapla ağzına kadar ;
Eskiden olduğu gibi.
Dünyevi dertlere , kötü kadere ,
Güler geçerim inadına ;
Süzülerek yükselir ruhum ,
Ta uzaklardaki samanyoluna !
Ama değince dudaklarıma ,
Ah , o kadının dudakları aşkla !
İşte , o an gerek kalmaz ;
Ne gökteki yıldızlara , ne de ay şarabına !

 

E-MAİL

asmakat2002@yahoo.com