![]() |
|
Orpheusca Sözler Çeviren : Özlem Yaşayanlar
3) Umut Umut , insanı Tanrılaştırır.Ruhu , Tanrı katına yükselten odur ; ruhun yazgısının kahini ve gerçekleştirilmesidir.Arzuları ne kadar soylu olursa , kutsal yaratılmışlığı ve Tanrı'yı kavraması o kadar yüce olur.İnsan ne ise , Tanrı'sı da odur.Tanrı , onun yetkinliğe ilişkin düşüncesidir ; kendi varoluşunun tamamlayıcısıdır. 9) Arzu Ruhun arzularının tatmin edilemez oluşu , onun sonsuzluğunun belirtisidir.Tatmin olmak için arzulayan , ama geçici şeylerden tatmin olmamak için direnen ruh ; bu arayışını sona erdirmek ister ve sürekli yaşayan düş kırıklıklarının ortasında bile , inancı sarsılmamış olarak kalır.O , hayatı soluyacaktır ; ışığı bir düzene koyacaktır.Umudu sonsuzdur ; asla bitmeyen , sonu olmayan bir umuttur.Hala kendi bağrındaki kutsal yaratılmışlığı arayıp bulma yolculuğunun , kendi kutsallığını zaman içinde gerçekleştirmek için sürekli olarak çaba harcama macerasının başındadır.Hiç bozulmamış , dokunulmamış ve arzu dolu olan ruh ; hem manevi hem de maddi şeylerin birbirine yaklaşmasını , birbiriyle çakışmasını hisseder.Kendi bedenlenişinden dolayı , içinde yaşadığı krallığı topraklarına katar.Sonu gelmez isteği ; elini-ayağını , sonsuz olana doğru yönledirir.Anlaşılmaz çabaları ve dev gibi hareketlenmeleri ; amacının , geçici olanın ötesine taştığını açığa vurur.Cennetsel arzularla titreşir.Onun kovaladığı şey , yıldızların da üstündedir ; oklarını , cennetin cephanesinden kapıp almıştır. 14) İçgüdü ve Akıl Masum ruh , yanılmaz ve doğru amacın içgüdüleri bakımından acelecidir ; böylece , yanılgıya düşmüş aklı , zorlu mantıksal çıkarımlar yoluyla sezer.Ruhun isteği ve etkilenişleri , dolaysız ve güvenilirdir.Akıl içgüdünün sol elidir.Yavaş hareket eder , hantaldır ; ama sağ el , herşeye hazır ve yeteneklidir.Mantıksal düşünüşle , ruh ; kayıp sezgilerini bulmak için çabalar.Mantığın parmaklarını kullanarak , duyuların anlaşılmaz karanlığında , el yordamıyla aranır ; çünkü , hazineler hep vardır ve vicdanın gözüne görünebilir.Günahkarların , akla gereksinimi vardır ; azizlerin , gözetlemeye. 16) Vicdan İnsanoğlunun bağrında ezelden beri varolan ; kudretli , her an tetikte bekleyen vicdandır.İnsan , asla onların işlediği suçlara ortak olmaz ; onu asla yanlış hareketler için kandırmaz ve hiçbir yanlış iş yapmaz.Ancak , kendini bütün günahların üstünde tutar.Günahsız , saf , kusursuzdur ; kalbin kutsallığıdır , ruhun vicdanıdır , yorumcunun kehanet tapınağıdır , kutsal kanunun yargıcı ve uygulayıcısıdır. 19) Düşünce ve Eylem Büyük düşünceler , düşüneni yüceltir ve Tanrısallaştırır ; yine de daha soylu kılan , oyuncunun üzerindeki büyük eylemlerin etkisidir.Ruhun , Tanrı'nın bu ziyaretlerinde açılıp neşelenmesi ; uzun bir süre bir odada hapis kaldıktan sonra , yine dağ meltemini içine çekmeye benzer.Ruh , Tanrı katını koruyan meleklerin arasına yükselmek ve onların ortasında şarkı söylemek için ; Apollo ve Jüpiter'in yüzünü gözleyerek , kendini soylu bir kuş gibi hisseder.Yuvası , gök yüzünün en yüksek katındadır.Düşüncenin göğünde , bağrını yıkar ve tüylerini kabartır. 23) Karakter Karakter , meşru olan tek kurumdur ; krallara yaraşır tek etkileme aracıdır.Gücü bitip tükenmez.Onun kendi bütünselliğinde , kaleler güven içindedir.Prenslikler , güçler , hiyerarşiler , devletler ; en sonunda , karakter sahibi insana teslim olur.Yüzyıllar , hayranlık ve sevgiyle etrafında eğilip diz çökmüşken ; o , ruhun kendini inşa ettiği bir tapınaktır.Ki , o tapınakta , koruyucu varlıklar ve kutsallık ibadet halindedir. 28)Sağduyu Sağduyu , bilgeliğin ayak izidir. 30) Eleştiri Adil bir eleştiride bulunmak için , aklın birliği zorunludur.Eleştiri ; farklılığı , aynılık kadar , gerçek ve doğanın kanunları kadar , kalıcı olarak değerlendirmemelidir.Böylesi bir eğilim , son aşamada , sağlam düşünüşe çok zararlıdır.Şeylerin kökenine asla etki edemez.Bütün yaratıcı zihinler , birlik yasasıyla esinlenip yönlendirilmiştir.Bu zihinlerin sorunu , farklılığın kaba ve yüzeysel kabuğunu delmek ve özünde bütün şeylerin kalbini ve tohumunu taşıyan birliği keşfetmektir. 32) Yaradılış ve Çürüme Ruh , doğanın zerrelerini ; bir araya gelişteki düzeninin , tersine doğru ayrıştırır.Zerrelerin yaradılışı ve büyümesinin doğal tarihi açısından , bu ; geriye doğru gider.Yaradılış ve çürüme , birbirinin karşıtıdır veya birbirine karşıt gerçektedir.Ağaç , önce en üstten ölür.Evi yerle bir etmek için , önce çatıyı kaplayan kiremitleri çıkartırız.Çözünme , çürüme ve analiz ; ruhun değil , sezginin düzenine göre dışarıdan gelir.Doğaya dair tüm incelemeler , çürüme düzenine göre analitik olmalıdır.Bilim , ölümde başlar ve biter ; şiir yaşamda , felssefe organizasyonda , sanat yaratımda. 34) Tanrı Tanrı , tüm niteliklerini , asla basit yapılarda ortaya koymaz.İşlerinde hep çok çabuktur , asla gecikmez.Doğa , O'nu kapsamaz ; O'nun içindedir.Doğa , Tanrı'nın yaşamının tarihi kaydıdır.İnsan ise , daha soylu bir kutsal metindir ; ama , kutsal yaratılmışlığı kağıda dökme konusunda başarısızlığa uğrar.Evren , O'nun varlığını açığa vurmaz.Sonsuzluk , onun varlığının gizemlerini yaymaz.O , en soylu işlerini , en ince ayrıntılarına kadar ve sürekli kontol eder.O'nun düşüncesi , biçiminin sınırlarının çok ötesine aşıp gider.Kendi idollerini , yeniden ve yeniden kalıba döküp şekillendirir.Hem doğa , hem insan , hep yapılma aşamasındadır ; asla yapılıp bitmiş değildir. 43) Yaratılış Popüler yaratılış , tarihseldir.Duygulara seslenerek yazılmıştır ; ruha değil.İki ilke , farklılık ve yabancılık ; kutsal yaratılmışlığı değiştirir ve dönerek dünyayı dalgalandırır.Tanrı , ikiliktir.Ruh , türetilmiştir.Kimlik , farklılıkta duraksar.Yalnızca , teklik ve birlik gerçektir.Şeylerin kutupları , birbirine bağlı değildir.Yaratımın küresi yoktur.Yine de , gerçek yaratılışta doğa , maddede küreleşmiştir ; ruhlar da , bulutları ve yıldızlarıyla , manevi gökyüzünde küre halini almıştır.Aşk ; küredir , bilgelik de , bütün şeyler gibi , küre halini almıştır.Mıknatısın , demiri çektiği gibi ; farklılık kutuplarının birinden ötekine geçmek için titreşen ruh da , maddeyi çeker ve birliğin bağrında dinlenir.Bütün yaratılış , aşktır ; bilgelik onun biçimi , güzellik giysisidir. 45) Aşk Aşk , ruhun işlerini planlar.Düşünce , taslak çıkarır ; eylem de , heykel haline getirir.Aşk , kutsaldır ; farkeden , yaratan , tamamlayandır , herşeydir.Aşk , ruhun koruyucu varlığıdır. 63) Dürüstlük Dürüst insan , tüm karşıtlıkların ortasında , bütünlüğüne sıkı sıkı sarılır.İlkeleri yüzünden dünyadan sürgün edilmiş , yalnız kalmış bu insan , ırkının ona dadanıp zorluk çektirmesinden uzaktır.Genel saflığının içinde , Tanrı için olgunlaşır.Duyguların boş süsünün ve çekiciliğinin üstündedir o.Onun sırtına iş yükleyen , cennettedir.Onun tarlası sonsuzluktur ; onun ücreti barıştır.Altın kupalar , şöhret , şeref payeleri , dalkavukluklar , rahat yuva ve üzerine uzanılacak sedirler ona uzaktır.Tanrı'nın gülümsemesinde yaşar o ; ne insanın kızgınlığından korkar ne de çıkarını kollar.Ölümsüz olan şeref , üstüne üşüşülen pazarda değildir ona göre ; kalbin mahkemesindedir.Ki , bu mahkemenin ödülü , alkışlayan kalabalıklar değil , sövüp sayan askerlerdir ; bağlanıp yakılacağı kazıklar , asılacağı darağacıdır ve bahşişi de , davanın verdiği hüküm değil , onun üstesinden gelen mertliktir. 66) Emek Emek tatlıdır ; insanı , ekmeğini kazanmak için tarlada ter içinde kalana kadar çalışmaya gönderen kırıcı ve sert bir hüküm değildir.Emek , ilksel olandır ; insanı , Tanrı'nın bahçesi cennetten etmiştir.Ruhu , yüceltip insancıllaştırır.Bütün işlevlerinde ve ilişkilerinde hayat vardır.Koruların ve pınarların , sadeliğin ve sağlığın havasını solur.İnsan ; saban , bel ve orak tutarken , emeğinin kıldığı nikah töreniyle toprağı ve ruhu evlendirerek , kutsal varlıklarla yüce söyleşilere girişir.Tembellik ise , insanı masumiyetinden ayrırıp , aklını çelen bir ayartıcıdır ; insanı Cennet'ten kovdurur.Bu tarlalarda çalışarak , barış içinde parasını kazanmadıkça , hiç kimsenin ; kendisini , Kutsal Çiftçi tarafından sevildiğini sanmasına izin verme.Ama şimdi , kocaman dünya , aylaklık edenlerle dolup taşıyor.Tarlalar çorak ve ıssız ; çağımız aç , hiç mısır yok.Toplanan hasat , delice otu ; buğday değil.Çağımız gıdasızlıktan kuruyup zayıflamış ; tohumcular buğdayı savurup , tanelerinden saman çöplerini ayıklasa bile , reform rüzgarları bu boşuna çabayı sürükleyip götürecek.
|