Efsaneye konu olan, İşkodralı Süleyman Acizi Baba, 18. yüzyılın başlarında yaşamıştır.Genç yaşta İstanbul’a gider.Orada, çeşitli medreselerde okur.Daha sonra, bir medresede öğretmen olur.Tasavvufa yönelir.Doğup büyüdüğü yerlere dönmeye karar verir.İlk önce Yakova’ya gelir.Burada, Büyük Tekke’yi kurar.Daha sonra, bu tekkeyi, büyük oğlu Danyal ile ortanca oğlu Lütfullah’a bırakıp; kendisi, küçük oğlunu alarak, Prizren’e gider.Danyal, tekkede şeyhlik; Lütfullah ise, Yakova Hadım Camisi’nde müezzinlik yapmaya başlar.Küçük oğluyla Prizren’e gelip yerleşen Acizi Baba, Bistrica nehri kıyısında Maraş denilen bölgede bir tekke kurar. Acizi Baba, 1737 ya da 1738’de vefat eder.Büyük bölümü Türkçe, kalanı ise, Arapça ve Farsça olan bir “Divan”’ı ve bazı risaleleri vardır.Acizi Baba’nın kurduğu tekkenin yerinde, bugün, Acizi Baba’nın türbesi vardır.

Acizi Baba efsanesi ise şöyledir:

      Acizi Baba, İstanbul’da bir medresede öğretmen iken; Sa’di tarikatının şeyhi İbrahim ise, Ayasofya Camisi’nin avlusunda yaşamakta ve fakir olduğu için dilenerek geçinmektedir.

      Bir gün, Sultan’ın kızı hastalanır.Sultan, bütün doktorların gelmesini emreder.Ancak, doktorların hiçbiri kızını iyileştiremez.Sultanın yardımcılarından birinin aklına, Şeyh İbrahim gelir.Şeyh, ivedilikle saraya çağırılır.Şeyh, kızın odasına girer ve uzaktan eliyle işaret ederek, “Çık ey mübarek!” der.Bunun üzerine, kızın karnından bir yılan çıkar.Şeyh, bu yılanı alıp götürür.Böylelikle, kız iyileşmiş olur.Şeyhe para vermek isterler, ama o kabul etmez ve “Ben fakir biriyim. Sultanla ne işim olur ki?” der.Daha sonra, Ayasofya avlusuna döner.

      Acizi Baba, bu olayı duyunca; yardımcısı Abdüsselam ile birlikte, Ayasofya’ya gelip şeyhi bulur ve onun müridi olmak istediklerini söyler.Şeyh, zengin oldukları için, kendilerini kabul edemeyeceğini söyler.Ancak, onu ikna ederler.Bunun üzerine, şeyh, ertesi gün uzun bir yolculuğa hazır olmalarını söyler.

      Acizi Baba ve yardımcısı hazırlanırlar.Kemerlerine altınlarını yerleştirirler.Yola çıkarlar; şeyh, denizin kenarına gelince, postunu suya atar ve üstüne oturur.Diğerlerine de, ayni şeyi yapmalarını söyler.Ancak, onların postları suya batar.Şeyh, onlara, üzerlerindeki yılanlardan (altınlardan) kurtulmalarını söyler.Altınları çıkardıktan sonra, su üzerinde kalmayı başarırlar.Böylelikle, müridliğe kabul edilmiş olurlar.Bir gün, şeyh onları çağırarak; Acizi Baba’nın Rumeli’ye, Abdüsselam’ın da İstanbul’a giderek tekke açmasını ister.Acizi Baba, bunun üzerine, Yakova ve Prizren’de tekke kurar.


Kaynakça:

- Balkanlar’da Tasavvuf                                       Metin İzeti
                                                        Gelenek Yayınları/2004


 

E-MAİL

asmakat2002@yahoo.com