Korku
                       
Çeviren: Ferihan Hasan Panayır

Beni daha sıkı tut ,
Yuvarlak kollarınla!
Kalbin hala sıcakken ve kanla doluyken ,
Beni sıkı tut!

Birazdan yok olacağız;
Tıpkı , çalılardaki dağ çilekleri gibi.
Ve birazdan yok olacağız;
Tıpkı , derelerin köpükleri gibi.

 

Ay

Dinle!Ay garip bir şarkı söylüyor;
Bunu kalbim hissedebiliyor.
Çok kereler duydum
Ve fısıldadım bu sesi

Çiçeklerden söz ediyor;beyazlardan , mavilerden.
O kadar az , o kadar az geçiyor; kırmızının
Adı.
Ki , ağlayan kadınları anlatıyor ;
Göçüp giden hoş kadınları.

Ve birden , alev bakışlı bir erkek beliriyor;
Akarsuyun parıltısı arasında.
Yalnızlığın şarkısını söylüyor;kalbinin sesini.
Ve gözlerini karartan yaşlarını döküyor.

İda'yı gördü ve onu istedi kalbim;
Bir ok göğsümü deldi geçti o an.
Ama , İda buz kesildi o mavi gecede
Ve aşkını yükseltti göğsüne.

 

Sabah


Sabahlar , lir'i düşlediğinde;
Tatlı çağrısı duyulur.
Haydi , o büyük dereye git
Ve leyleklerin öyküsünü işit!

Bak , şu altın nakış gibi işlemelere;
Gecenin ağlarının nasıl düştüğüne.
Tanrı'nın bitkileri yarı uykuda;
Hayvanlar ise , süsleniyor renklerle.

Ruhumuzu çiçek bahçesine dönüştürüyor ,
Hislerimiz , büyülü fırçalarla boyanıyor;
Mutlu olanlara en berrak sisleri sunuyor.

Bu yüzden arılarla uç bahçeye!
Seslerini izle , enginlerce!
Sabahın kokusu dolsun içine!

 

Akşam


Güneş kızarmış;sessiz
Aşığının , kollarındaki bir kadın gibi.
Tanrı , onu yavaşça sarıyor;
Özlemin sessizliği gibi.

Konuş , çalılıklarda!Konuş;maceranın kaynağında ,
Çiçeklerin sıcaklığında , soğuk ve vahşiliğinde!
Kollarıma ellerinle dokun;
Bırak , gözyaşlarım akıp gitsin!

Aç kollarını;yer ve gökyüzüne , bir öpücük
Gönder!
Yamacın kenarında akşam duanı yap;
Yollar yukarı gider , bizimkiler çapraz geçer.

Uzak tut kendini bunlardan;
Sadece dışarı bak , aşkın penceresinden
Ve gökyüzüne yaz , aşkın mektuplarını!

 

Gazel

Yumuşak , yeşil yosunluklarda ,
Zakkum ağaçlarının gülümsettiği yerde;
Bırakın beni dinleneyim!
Gereksinimim yok , dans salonlarının görkemli ışıltısına;
Sadece , boncukların ışıltısına , bırakın beni
Dinleneyim!
Güçlü senfoniler kulaklarımı çınlatır;
Gece kuşunun öttüğü yerde , bırakın beni
Dinleneyim!
Dayanamıyorum şu ipek giysilere;
Çözülsünler,çözülsünler!
Sadeliğe dek , bırakın beni dinleneyim!
Parlak ışıklı evlerde yaşamak istemiyorum;
Samanlığın orada , bırakın beni dinleneyim!
Biliyorum ki , kendimi hasta ettim ,
Şu garip yaşam pınarında;
Pınarlar henüz güzelken , bırakın beni dinleneyim!
Biliyorum , binlerce yürek kadar yara aldım;
Hiçbir şeyin kanamadığı yerde , bırakın beni dinleneyim!
Biliyorum , fırtınalar mutluluğumu yıktılar;
Fırtınanın mezar taşımı vurduğu yerde ,
Bırakın beni dinleneyim!
Hiç bir canlı dayanamaz ,
Ölen birinin kollarında olmaya;
Bırakın beni dinleneyim!

 

Bir Hanım Dosta                     Çeviren : Hüseyin Köse

Dudaklarındaki incelik ,
Bakışlarındaki o derin uçurum ,
Sesinin tonundan anlıyorum ;
Bir hayalin sımsıcak müziğini.

Esenlikli alnının
Ve ürpertici görünümlü saçlarının
Etrafında , çiçeklerin kokusu ;
Seninle birlikte gelip giden.

Gizliyor yanağının gamzesi ,
Sonsuz bir bilgeliği içinde ;
Kutsallığın kaynağı olan ruhun ise ,
Yüreklerin gizli hazinesi.

Senin içindeki dünya ;
Coşkun , karmaşık ve sanki bahar.
Asla , unutmayacağım yar!
Ve tapınacağım sana , gizini anladığımda.

 

Ceza

Bu iki omuz ,
Öylesine cesur ki , anlatılmaz ;
Bir Tanrıçanınki gibi , fırlamış yerinde bak !
Bir Tanrıçanınki gibi , kışkırtıcı ve çıplak.

İki tehlikeli ve kaçak tutsak
Gibi , yakaladım onları.
Ve zincire vurdum sonra.
Hiç kimse , artık bu omuzları ,
Asla kurtaramayacak ;
Kirleteceğim , şanlarına yaraşır ne varsa !
Kim , sımsıcak dudaklarıma bakarsa ;
Kızıl bir gülün rengini alacak.


 
 

E-MAİL

asmakat2002@yahoo.com